Keşke ama zannetmem

Ekim 17, 2008

Güya Fatih Terim bırakıyormuş:

Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener’in göreve geldiği günden bu yana Terim’in 2010 yılına kadar olan sözleşmesini 2012 yılına kadar uzatmaması ve alacağı ücretlerinde medyada açıklanması üzerine bu kararı aldığı iddia edildi.

Edildi, medildi laf salatası var, şüpheli bu iş. Haberin devamında medyaya yansıyan haberlerden dolayı Terim’den özür dilendiği, Terim’in ise bunu yeterli bulmadığı söyleniyor. Haydi bakalım bekliyoruz açıklamayı. Sıktı artık.


Kim etmez

Ekim 17, 2008

Spor haberi:

Tokat’a Fener çıktı bayram ettiler

Şu Fener kime çıksa bayram eder. Ne ballıymış Tokatspor, yaşadınız.


Ben de olsam ederim

Ekim 17, 2008

Cem Uzan kitap okuma cezasına itiraz etmiş:

Başbakan Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle ‘kişisel gelişim ve öfke kontrolü’ için rehber kontrolünde 5 kitap okuma cezasına çarptırılan Genç Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan, karara itiraz etti.

Ben olsam ben de ederim, çekilecek ceza değil. Belki itiraz değerlendirilir bir iki kitap düşerler listeden. Cem Uzan, sen de bir daha söylediğine dikkat et, pabuç pahalı haberin olsun.


Sen nesin

Ekim 17, 2008

İzlenimler yorumcusu Oblivious-2:

Bayiliyorum su tatlisu generallerine..

Duyan da bunu SAT komandosu zannedecek.


Ne sorusu

Ekim 17, 2008

İzlenimler yorumcusu Oblivious:

Hincal Uluc, her zaman degil tabii, ama su yazisinda hayli ilginc sorular soruyor

Bırak kardeşim ne ilginç sorusu, 90 dakikada sordukları bile bundan daha ilginçtir. Başkomutan Gül falan filan, yiyen var mı bu lafları, ciddiye almak için keriz olmak lazım.


Asıl senin kulağını koparmalı

Ekim 17, 2008

Bir otomobil forumundan:

arkadaşlar bir akşam evde oturuyorum arabadan iyi anlayan kuzenim geldi dedi senin arabanın motoru kör gel onu açalım felan hadi nasıl olacak derken çktık yola verdik ayarı otobanda 3 vites 7 bin devir 4 üncü vites 7 bin devir tekaradan 3 üncü vites 3 saniye sonra araba gitmemeye başladı tabi 180 olmuşdu araba bu meyanda …. sonra kuzen gaza basıyordu araba hızlanmıyordu dedim heralde debriyaja basıp gaza basıyordu motoru açmaya çalışıyordu bana sölemedi ilkden baktık yawaşlıyoruz dediki gaza basıyorum gitmiyor araba hadi ya felan çektik otobanda kenara çekici çağırdık .. debriyaj baskı balata gitmiş ve ertesi gün anlaşıldıki şanzuman bilmemne kuyruğu kırılmış döküm malzeme yenisi alınacak 3.250 ytl dedimki wallahi arabam kapı önünde yatsın o paraya şahin alırım binerim…derken orasını kaynattırdılar yeni baskı balata aldık debriyaj. 300 milyon kaynatttılar yinede yuh.. 300 milyon işçilik yuhhhhhhhhhhhh.250 de baskı balata seti.850 ytl ye bitrdim.

Oğlum sizin ananız babanız yok mu, haydi onlar var aklınız yok mu? Arabanın motoru körmüş, açacakmış, göz doktoru mu senin kuzen? O araba yarın ruzı mahşerde sizden hesap soracak, yazıklar olsun. Peder bey, çekin şunların kulağını, şanzumanın kulağını, kuyruğunu koparmış haytalar. Kuzen, sen arabadan iyi anlıyorsan ben de profesörüm, toz ol.


Pay mı vereceksin

Ekim 17, 2008

Azerbaycan cumhurbaşkanı Aliyev:

Benim kazanmam Türkiye’nin kazanmasıdır

Biz niye kazanmış olalım, petrol gelirinden, gazdan pay mı vereceksin yoksa boş boş atıyor musun. Sen ülkeni kurtar millet sokakta dilencilik ediyor.


Entel ağzını bırak

Ekim 17, 2008

Fransız solcu entel:

Neoliberalizm neticede ekonomiyi sosyal gerçeklerden koparmaya ve bu suretle saf teorideki – saf teori kendisini, ekonomik öznelerin faaliyetlerini düzenleyen kısıtlamalar zinciri olarak sunan bir nevi mantıki bir mekanizmadır- târifine uygun bir iktisâdi sistem inşa etmeye meyletmektedir.

Ne diyorsun be.


Halt etmişsin

Ekim 17, 2008

Yazarın biri ahkam kesmiş:

Lewin, Sovyet sistemi sosyalist bir sistem miydi diye sorduktan sonra cevap olarak kesinlikle hayır diyor. Bu hayırın gerekçesini de, sosyalizm, üretim araçlarına devletin değil toplumun sahip olmasıdır sözleriyle açıklıyor.

Ulan “toplum” nasıl sahip olacak bir şeye, ne boş laf, sosyalizmin pratikte olabilecek en mükemmel formu Stalin Rusyasıdır ve toplum adına bu işi devlet yapmıştır. Toplum diye biri var zannediliyor, adam bir de kitap yazmış. Sosyalizm uygulamada düpedüz özel mülke izin vermeyen devlet eliyle üretim ve dağıtım sistemidir, ne idüğü belirsiz toplum neye nasıl sahip olacak biri de çıkıp şunu anlatmıyor. Stalin yapılabileceğin kralını yapmıştır, efendice adamdan özür dilensin, paşalar gibi ikinci dünya savaşında faşistleri sepetledi, solculuğa hayran ABD’li ayran budalalarının gözü önünde de tüm Avrupanın yarısını yuttu. Onun zamanında Rusya’da işsizlik filan yoktu, daha ne başarısızlığı olacak. Ha, kendisine karşı geleni temizlemedi mi, gülü seven dikenine katlanır.


Lafla olsa

Ekim 17, 2008

AKP konuşmacı kadın yetiştirecekmiş:

AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanlığı’nın “Siyaset Kürsüsünde Ben de Varım” adlı yarışmayla yeni kadın hatipler seçecek. Başvurular AK Parti Kadın Kolları’nın resmi web sitesinden yapılabilecek.

Bu kafayla karşınıza adam gibi bir muhalif çıksa eşşekten düşmüşe dönersiniz, dua edin MHP, CHP sizden daha kazma. Lafla milleti kandıracak konuşmacıya yatırım yapın, aferin.


Ne ilgisi

Ekim 17, 2008

Eskiden tapılan bir kaya varmış:

Söke’ye bağlı Karakaya Köyü sınırları içerisindeki mitolojede hava ve yağmur tanrısı olarak ta bilinen ve kutsal taşı da bünyesinde barındıran Tekerlek tepe ilgi bekliyor.

İlgi gösterin o zaman, hayret birşey.


O Sverisson değil

Ekim 17, 2008

Bizim medya bir yalan atmış:

Eski Beşiktaş’lı Sverrisson, Türkiye’nin gündemine, ‘İzlanda Milli Takımı hocası Sverrisson beş parasız kaldı’ haberiyle geldi. Sverrisson bu habere şaştı

Şaşma kardeşim, Türkiye’de yaşamadın mı, spor basının doğru yazması sürpriz olur. Bu arada Kanal 7 sitesi resimde Sverisson diye yanlış adamın kafasını yuvarlak içine almış. O Gordon Milne döneminde “Gordon asker arkadaşını getirmiş” diye alay edilen ama alaycıları mahcup eden ünlü sol ayak Walsh olmalı. Öndeki kel de gerçekten Gordon’un asker arkadaşı olması muhtemel Wilson herhalde. Bir iki maç oynayıp Gordon’un yardımcısı olmuştu sonradan.

Vay anasını Kadir’e bak, Ferdi Tayfur gibiymiş. Saçlar da o biçim. Hey gidi günler.


Kesin be

Ekim 17, 2008

Hıncal Uluç:

Org. Başbuğ, o sert tonda konuşmak zorundaydı. Çünkü bir komutan olarak o davranış içinde olması gerekiyordu. Ordu, eleştiri boyutlarını kat kat aşan açık bir yıpratma faaliyetine muhatap olurken, gereğinde ölüme yollayacağı emrindekilere kumanda edebilmek için “Komutan” bu tavrı koymalıydı. Askeri ve askerliği çok iyi bildiğim için hiç yadırgamadım. Hatta açıkça ifade edeyim, beklediğimden yumuşak buldum aslında.

Bırak kardeşim, komutan tavrıymış Taraf zayıf olunca üstüne efeleniyorlar, Hürriyet askerlere geçen aylarda ne hakaretler etti, Yaşar Büyükanıt’a araba aldılar diye bir küfür etmedikleri kaldı, Cumhuriyet darbe yapmadılar diye neredeyse analarına sövdü paşalar süt dökmüş kedi gibiydiler. Varsa bir yanlış onu söylesin, adam kapı gibi belgeyi sızdırmış genelkurmaydan BBG evi kabak gibi ortada. Bunlar yalansa yalan olduğu gösterilsin, millet de ‘aferin paşaya, bak işin doğrusu şuymuş’ desin. Biz asker ille de hatalı demiyoruz ki. Yok tersi ise, ölenin hesabı verilip adam gibi istifa edileceğine, hatta üst düzey askerler divanı harbe çıkarılacağına toplanıp milleti tehdit ediyorlar. Gününü gösterirmiş, 3 gün içinde belgeyi versinmiş. Hıncal da hınk deyiciliğe soyunmuş, 90 dakika mı zannettin bu işi, yağcı herif.

Ha, başbakan da Tarafa karşı taraf olmuş, sen de kes, bu işin başında sen varsın, genelkurmayın amiri isen görevini yap, yok gücün çiftçilere yetiyorsa, fukaraya efeleniyorsan bilelim. Zamanında başörtüsüne gücün yetmeyince kızlarını ABD’ye gönderip buradakilere kafanıza peruk takın da demiştin. Sonra MHP’nin dolmuşuna binip işi bok ettiniz. Yuh sana da, durmak yok şiire devam.

Birand kadar olamadınız, ders alın.


Saçma soru sormayın

Ekim 17, 2008

Sabah ekonomi:

Dolarda yükseliş sürecek mi?

Ne biçim soru, bunu bilen olsa parayı yığar kenara. Ekonomistler anca sallar.


Size ne

Ekim 17, 2008

İbrahim Tatlıses poker oynarken yakalanmış:

Önceki gece, kumar oynandığı yönünde yapılan ihbar üzerine Yeşilköy’deki bir kafeye baskın düzenleyen polis, ikinci katta İbrahim Tatlıses’i poker oynarken buldu. Kumar oynamadığını söyleyen Tatlıses ve arkadaşlarına “Kabahatlar Kanunu”ndan 125 YTL para cezası kesildi. Ünlü türkücü ve arkadaşları parayı ödeyip, serbest kaldı.

Size ne milletin pokerinden hayret birşey. Oynayan oynasın, ille kumarbazı yakalayacaksanız Başbakanı tutuklayın Milli Piyango, İdda oynatıyor.


Görevinizi Yapın

Ekim 17, 2008

Uyuşturucu komisyonuna görevi olduğu halde gitmeyen bakanlar varmış:

Komisyon aylarca bekledi. Bakanlar gelmedi. Komisyon raporunu yazdı. Süresi bitmeye 1 gün kala, ‘geliyoruz’ dediler.

Bakan makan anlamam, aldığınız paranın, parmağınızı yaladığınız iktidar balının hakkını verin, adam gibi komisyona gidip bilgi verin. Nimet Çubukçu görevini yapmış, aferin, sözüm özellikle Beşir Atalay’a. Orası yan gelip yatma yeri değil.


Ceket

Ekim 17, 2008

Mustafa Denizli Ümit Karan’a:

“Seni kadromda görmek istiyorum. Ocak ayında ceketini al ve bize gel”

Bir Haber7 Yorumcusu:

tabii ocak ayına kadar musatafa hoca ceketini alıp gitmezse, hangi kulüpte olduğunu bilmiyor gibi

Kah, kah, iyi yakalamış, bravo.


Aferin Memedali

Ekim 17, 2008

Mehmed Ali Birand:

Belgelerin sızıp sızmaması TSK’nın kendi bir iç sorunudur. Dikkatli olsunlar, önlemlerini alsınlar, sızdırmasınlar. Ancak bu belgeler doğru ise, o zaman bunların yayınlanmasına kimsenin  tepki göstermemesi gerekir. Medyanın görevi, belge sızdırmak ve bu belgelere dayanarak sorumlulara hesap sormaktır.

Genelkurmay Başkanı belgelerin yayınlanmasını, yani mesajcıyı döverken, belgelerdeki bilgilerin doğru olup olmadığını açıklamayarak, kuşku ve kaygıların artmasına yol açtı. Org. Başbuğ’un  “soruşturma bitsin, açıklarız” demesiyle,  Aktütün’de birşeylerin yanlış gittiği ve herşeyin resmi açıklamalardaki gibi güllük gülistanlık olmadığı, kahramanlık öykülerinin perde arkasında önemli eksikliklerin yattığı inancı yaygınlaştı.

Evet, öyledir. Doğruyu söyleyeni takdir etmek stressiz günler için şart.


Anlaşıldı şimdi

Ekim 17, 2008

Fatih Terim zam için dolanıp duruyormuş meğer:

TFF ile Fatih Terim arasında dün atılması gereken imzada prüz çıktı. Bazı yöneticiler, Milli Takımlar Teknik Direktörü’nün sözleşmesinin 2012’ye kadar uzatılması için aylık maaşının 250 bin YTL’ye çıkarılmasını istemesini yüksek buldu.

Ulan hani milli meseleydi, pazarlık olmazdı, cart curt ediyordun, 250 milyar aylık nedir? Git bunun yarısını sana ancak Katar, Kanada gibi ossuruktan liglerde verirler, İngiltere ligini ağzına alma, millet sana gülmekten top oynayamaz. İsviçre, Belçika terbiyesizlikleri sebebiyle dakikasında kapıya konup tazminat ödetilmesi gerekirken başımıza bela ettiler be, yuh olsun, Türk tarihinde böyle felaket Süleyman Demirel’den beri görülmüş değil. Federasyon yetkilisi bir de şunu demiş:

Avrupa’nın ve ülkemizin gururu Fatih Terim gibi önemli bir teknik direktörle anlaşmanın gururu içindeyiz.

Adamı İtalya’dan güç bela kovdular, ortada başarı diye Avrupada Fatih Terim’in kendisinin bile şaşırdığı, son saniyede onun bunun kıçına çarpıp gol olan toplarla alınan bir çeyrek final var, Türkiye’ye gelen yabancı futbolcular hayatımızda böyle megaloman görmedik, bunun derdi giyim kuşam, kravat diyorlar. İsviçre maçındaki rezalet, Belçika maçındaki ayıp varken Federasyon yetkilisinin gurur lafı etmesi ancak bizi eşşek yerine koyma göstergesidir. Basın tekmeyi gitsin, ayda 250 milyarı da fakire fukaraya dağıtın, 20-30 milyara bir sürü boşta teknik adam var hangisi olsa bu işi yürütür, zaten Türkiye’yi takan yok.