Fatih TERİM Fenerbahçe’ye gidiyor
Keşke, Fenerin beli bir daha doğrulmaz böylece ama şüpheliyim, Aziz başkan o kadar salak değildir herhalde.
Fatih TERİM Fenerbahçe’ye gidiyor
Keşke, Fenerin beli bir daha doğrulmaz böylece ama şüpheliyim, Aziz başkan o kadar salak değildir herhalde.
Meşhur valinin bir vukuatı daha:
BOLU’da, cadde kenarında otopark görevlisi 28 yaşındaki Hülya Yaman, Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar’ın makam aracına ‘park fişi’ kesmek isteyince şoförüyle tartıştı, sonunda işinden oldu.
İşe bak validen bıktık, bir de şoförü çıktı, adam demek vali kudretinde ki özel sektörü terörize edip fukara bir işçiyi yerinden edebiliyor. Bakalım valide bu terbiyesiz şoförü defedecek yürek ve insanlık var mı? Eğer bunu yaparsa daha önceki eleştirilerimi bir kere daha gözden geçiririm.
Kurtuluş Günü:
Erzurum’un İspir ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 91. yıldönümü törenlerine katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, temsili düşman kuvvetlerinin silahla kovalanması gösterisine izin vermedi. Akdağ, “Silah kullanmaya gerek yok” deyince, temsili olarak kurtuluşu canlandıran lise öğrencileri “düşman askerlerini” tekme tokat dövdü.
Hala mı böyle embesil törenleri yapılıyor, salaklığa bak. Ben olsam bu işi organize eden kaymakam, protokol filan gibi tipleri tekme tokat yerine odunla döverdim. Defolun gidin, milletin yakasından düşün şaşkın herifler. Uyduruk bir ilçe düşmandan kurtulmuş, biz sizden ne zaman kurtulacağız Allah bilir.
Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Topbaş:
Boş tenekenin sesi çok çıkar
Hah ha, herifi iyi madara etmiş, yalan da değil hani. Hayret, Topbaş koftiden emir kulu görünüyordu, ağzı laf yapıyormuş demek.
Sahanda yumurta tansiyona iyi geliyor
Atmayın be, tamam zararı yoktur belki ya olacak iş mi şu? Diğer taraftan bol sucukla yahut pastırmayla yapılırsa mideye süper gelir, ona hayır demem.
Bekir Coşkun:
Ne zaman bir uçak görsem, aklıma deve geliyor.
Uçak değil de trene bakarken olmasın, zira uçağa bakıp deveyi ancak bir öküz aklına getirebilir.
Valinin biri hızını alamamış, yağın dozunu kaçırmış:
Karadeniz evlatları denilince, cesaretli, çalışkan, yüreği memleket için atan, ülkesi için her şeyi göze alan yiğitler ve değerli eşleri hanımefendiler akla geliyor. Bu özelliği simgeleştiren, bu seçkin vasıfları bünyesinde toplayan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ı anmamak mümkün değil.
Ulan bu memlekette de her coğrafyanın adamı kendini bir halt zanneder. Karadenizin evladı yiğit, çalışkan da Orta, Doğu, Güney Anadolunun adamı öküz mü? Yahut Marmara’nın adamı eşşek mi? Sorsan kim çıktı Karadenizden say 5 tanesini desen ağzı tıkanır kalır. Hakikaten de kesat memlekettir, kimse yok dünyaya hayır getiren, ağzına sakız etmiş başbakanı, ona kalsa Mesut Yılmaz da var, bunlar tipik politikacılar yahu. Sen maaşını siyasetçi yağlamak için almıyorsun, edebinle ilin koordinasyonunu sağla. Dikkat edersen bu da bir iş değil, yani vali olarak bir hiçsin, devletin protokolcü kontrol memurusun, halk nezdinde sıfırsın, gücünü polisten alırsın anca. Başbakanın yerinde olsam bu adamı derhal merkeze, okey kadrosuna alırım.
Hanım öğretmeni döven müdür görevdeymiş:
İZMİR’de kadın beden eğitimi öğretmeni F.B.’yi, kendisiyle öğrencilerden toplanan paraları konuşmak için yanına geldiğinde dövdüğü öne sürülen Buca Anadolu Lisesi’nin Müdürü E.A. açığa alındı. İzmir İl Milli Eğitim Müdür Vekili Seyfeddin Yılmaz, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in konuyla ilgili çok hassas davrandığını belirterek, “2007 yılının Kasım ayından bu yana Buca’daki lisede görevini yürüten E.A’nın kadrosu ’müdür yardımcısı’ olarak başka bir lisedeydi. Olayın ardından Buca’daki görevini iptal ederek, derhal eski görevine iade ettik. Okuldan uzaklaştırılmasının yeterli olacağını düşündük. Ancak Bakanımızın da hassasiyetiyle E.A.’yı pazartesi gününden itibaren açığa alıyoruz” dedi.
Demek uluorta kadın öğretmene saldıran vahşiyi müdür yardımcısı olarak eski görevine iade ettiniz ve medya işi takip edince açığa alacaksınız ha, it iti ısırmaz lafını teyit edin bakalım. Bak öğretmen hanım, bu iş öyle şikayetle filan olmaz, kanuna, kitaba bakarsan bu herif sana attığı dayakla kalır, terfi bile eder. Şimdi beni iyi dinle, öncelikle sen bir beden eğitimi öğretmenisin, üniversitede hiç mi seçmeli boks, karete dersi almadın, hep mi badmington, ritmik jimnastik gibi uyuz işlerle meşgul oldun? Diyelim öyle, mutlaka akrabalarıyın içinde babayiğit delikanlılar vardır, şimdi bu adamı bir akşam vakti kıstıracaksınız, odun, demir Allah ne verdiyse yer misin yemez misin cezasını vereceksiniz. Pestile çevirdikten sonra ibret olması için sürüyüp il Milli Eğitim Müdürlüğü yahut valilik önüne atabilirsiniz. Yoksa bu işlerin arkası kesilmez, devlet okulu terörü sürer gider. Bunlar sopadan anlar, hele hele tüm il ve ilçelerimizde, belde ve köylerimizde ilkokulda öğrenciye şiddete meyilli öğretmenlerin birkaç tanesinin uluorta eşşek sudan gelene kadar sopadan geçirilmesi Türk Eğitim Sisteminin yola gelmesi için kilit hamledir. Bu yapılsın, hem zorunlu eğitime, hem de devlet eğitimine hayır dersem şerefsizim. İşte size eğitimde atılım projesi.
Bugün gelen ve içinde birkaçbin adamın eposta adresinin yazılı olduğu mesaj:
ASIL DEGERİ 9 (DOKUZ) TRiLYON DOLAR DiKKAT 9 MiLYAR VEYA
9 MiLYON DEGiL
9 TRiLYON DOLAR…ABD SADECE 40 KIRK MiLYON DOLARA KAPATACAK.
KAPTIRANA, VERENE SUSUP SEYREDENE….ALTI USTU BIR MAIL GONDERMEKLE
BU İŞ OLMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN LÜTFEN.
HERKESE GÖNDERELİM, HEPİNİZİN BİLDİĞİ GİBİ ETİBANK öZELLESTİRİLECEK..
(VE ALICISI AMERIKA
VE BOR İŞLETMELERİ ETIBANK BÜNYESİNDE.
KONULAN FİYAT 40 MİLYON $.LÜTFEN BİR DAHA OKUYUN VE LÜTFEN HERKESE İLETİN…
! ! ..Borla çalışan araba üretil di,maliyeti 200 tl olan 1 kg bor ile 19 000 km yol yapabiliyor(1100kg. oto sabit 100 km süratle giderse) Bu demek oluyorki Petrole son. Tam tersine Batılı ülkeler bor işletmeciliğinin kansere yol açtığını idda ederek BOR madenininden soğutma çabası içindeler. Oysa bu mucize maden kanser tedavisinde de kullanılmaktadır. Türkiye kiskacta.
Arabayi bor madeniyle calistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya cikti.
TÜRKİYE, dünyada bor rezervinin yüzde 73`üne sahip Ve Türkiye GELECEĞİN DUBAİSİDİR
ve uluslararasi teroristler Türkiye
uyanmadan
bu kaynagi ele gecirmeyi planliyor.
Herkese iletin denmiş buradan iletiyorum. Küfür etme hakkım ise bakidir, bir daha bana zincir posta yollayanın yedi ceddinden başlarım ona göre.
Fehmi Koru fasıl daveti vermiş, Aydın Doğan da onur konuğuymuş:
[...] Bizim faslın Doğan Medya Grubu’na yüklü bir vergi cezası verildiği güne denk düşeceğini nereden bilebilirdim ki… Sağolsun, yine de geldi Aydın Bey, birkaç saatliğine de olsa kendini musikinin kollarına bıraktı da…
Ulan vatandaşın arkasından plan mı yapıyorsunuz, gazete köşelerinden koftiden atışıp akşam hüzzamdan rasta fasıl yapıyorsunuz ha. İşe bak Aydın Doğan denen adam bir çuval vergi cezasının üzerine “alay mı ediyorsunuz be, davetinizi alıp başınıza çalın” diyeceğine pişkin pişkin Ahmet Hakan’ı da yanına katıp fasılda türkü çığırıyor. Demek yüce milletimizi eşşek yerine koyup kayıkçı kavgası icra ediyorsunuz, haydi yanlışlıkla beni çağırın bir davete de tanburla, neyle size iyi bir sopa faslı geçeyim, Dede Efendi’nin ruhunu şad edeyim.
İngiliz The Guardian gazetesi, haber yapmış:
[...] haberinde, “Tartışmalı yeni bir araştırma, Türkleri, ‘Yabancı düşmanı, ender kitap okuyan, kadınları ikinci sınıf olarak gören ve demokrasi konusunda zıt duyguları olan sosyal muhafazakar insanlar’ olarak” yansıttığını yazdı.
Araştırma onikiden vurmuş, bana sorsalar bu kadar veciz ifade edemezdim.
Bakanın biri balıkçıyla konuşmuş:
“Hep birlikte bu süreci atlatacağız. Hatırlarsınız, vaktinde adamın biri bir anayasa kitapçığı fırlatmıştı” dedi. Bunun üzerine balıkçı, “O adamın biri değil, Cumhurbaşkanı’ydı” diye yanıt verdi.
Ben sana cumhurbaşkanı olamazsın demedim, adam olamazsın dedim özlü sözünü hatırlatalım. Demek adam değil cumhurbaşkanıymış.
Kılıçdaroğlu yeni dosya açmış:
Sayın Topbaş açıklamadığı için 21 şirketin bilançolarını zorunlu olarak biz açıklıyoruz
Sen hala bıraktığım yerde misin be adam, bırak artık bilançoyu, gelir tablosunu filan hayret bir şey yahu. Kimsenin dosyaya, bilançoya baktığı yok, maliye müfettişi misin belediye reis adayı mı anlayan yok. Dün kahvede okey oynamışsın, bak o güzel ama yetmez, haydi bakalım sür gecekondu bölgesine.
Nuriye Akman Kılıçdaroğlu ile mülakat yapmış:
[...] N.A=Politikaya girmeseydiniz sadece SSK genel müdürlüğünüzle nasıl anılırdınız acaba?
K.K= Bana beş tane SSK genel müdürünün ismini sayabilir misiniz?
N.A= Sayamam.
K.K= Güzel. Ama Kemal Kılıçdaroğlu adı SSK Genel Müdürlüğü ile özdeşleşmiştir. Niçin?
N.A= Yakınlarınızı işe yerleştirdiğiniz ve ihalelerde usulsüzlük yaptığınız için olabilir mi?
Hah, hay, yahu bu kadında iş var, taşı gediğine koyuvermiş, aferin, başka sorular da ilginç, Pazar eğlencesi gibi olmuş.
Ergenekon’da suçlanmayı bekliyorum
Bekleme, suçun varsa, git bildiklerini adalete anlat, milleti yormayın. Bak emekli bir general emniyette delilleri görünce şaşmış kalmış, vay anasını ben bu örgütü böyle bilmezdim demiş.
İmam voleybol duası yapmış:
Türkiye Bayanlar Voleybol 2. Ligi’nde mücadele eden Bolu Belediyespor Bayan Voleybol Takımı’nın maç kazanması için, emekli imam voleybolcu kızlarla birlikte dua etti. 10 maçtır galibiyet alamayan Bolu Belediyespor Bayan Voleybol Takımı, çareyi emekli imam olan ve Boluspor’un maç kazanması için dua ettiren Lütfü Karataş’a dua ettirmekte buldu. [...] Karataş ettirdiği duada, ”Senin için ellerimizi açtık dualar ediyoruz. Allah’ım, maç kazanamayan kızlarımızı başarılı eyle. Değerli yüzler ile değerli sözler ise senin rızana uygun hareketlerle huzurundayız. Ellerim semaya dillerim duaya, gönüllerin Mevla’ya açıldığı şu güzel saatte sana açılan elleri, sana yönelen gönülleri, seni sena eden gönülleri duamıza amin diyenleri, bilhassa filenin sultanlarını başarılı yap rabbil alemin. Teknik heyetimize, takımımıza güzel taktik vermeyi, sahaya yaymayı, karşıdan gelen topları güzel bir şekilde kesmeyi, pasörümüzden topu havaya güzel kaldırmayı nasip eyle ya rabbil alemin. Yavrularımızı başarılı eyle tehlikelerden, musibetlerden, felaketlerden, kem gözlerden ve nazarlardan muhafaza eyle ya rabbil alemin. Her türlü tehlikeden, tekmeden çarpmadan sakatlıktan doğacak sonuçlardan muhafaza eyle ya rabbil alemin. Filenin sultanlarının başarı olması için, Allah rızası için el Fatiha.”
Lütfü Karataş tarafından yaptırılan dua esnasında voleybolcu kızların gülmemek için kendilerini zor tuttukları görüldü.
Ulan ne maskara adamsınız, işiniz gücünüz şaklabanlık. Her şehirde böyle tipler var, bunlara prim vermeyip odunla girişeceksin görecek dalga geçmeyi. Ciddi olun be.
Fener 1-0 yenilmiş:
Luis Aragones, Gençlerbirliği’nin golüne “şans eseri” dedi.
Şans mans kardeşim, 3 puanı gurbet elde bıraktın, elin böğründe memlekete döndün, netice budur. Trabzon da kendi evinde şamarı yemiş, bu hafta düşeş attık, kah kah, hep de asabımı bozacak değilim ya, bir de Galatasaray yenilsin tam keyfolalım.
Bir grup sosyalist site açmış, bu arada Chavez’i öven bir habere de yer vermişler. Güya Venezuela’da işler tıkırındaymış, yaşasın sosyalizm vs. Be adam, o mantıkla Suudi Arabistan da sosyalist ülke, ne farkı var, orayı da alkışlayın. Sen o petrolü bana ver, Türkiye’yi şaha kaldırmazsam, çağların ötesine atlatmazsam adam değil, eşşeğin önde gideniyim. Tüm vatandaşlarımıza akşama kadar kahvede sürtmek kaydıyla petrol geliriyle onurlu bir hayat sunarım, çalışma denen dertten kurtulur dünyada cennete kavuşuruz topyekün. Al sana Suudi Arabistan düzeni.
Yücelttiğiniz Chavez denen herifte petrol dışında bir keramet varsa gitsin petrolü olmayan bir ülkeyi sosyalist rejimle, otarşiyle idare etsin, önce ben elini öperim. Mesela şimdi petrol fiyatları düşük, Chavez yusuflamaya başlamıştır, önüne gelene dayılanması da azaldı zaten. Bir iki sene 20-30 dolar gitsin petrol, görürüz Venezuela’nın kerametini. Zenginlik petrolle olmaz, fiyat düşerse ayvayı yersin, esas olan üretim, alıp satmadır. Odunluk etmeyin. Kaldı ki sosyalist adam enternasynal düşünür, bir memlekette petrol çıkıp ona sahiplenemez, cenabı hakkın verdiği petrol nimeti hepimize aittir, alçak Chavez, ver ulan payımı.
Ha, laf aramızda ben prensipte sosyalizme tarafım, sosyal demokrasi gibi adiliklerden daha iyidir, kim istemez akşama kadar ossura ossura yatıp iş güçle uğraşmadan hayatını sürdürmeyi, yeter ki değirmenin suyuna çözüm bulunsun.
Fethullah Gülen’in ekibi tutuklanmış, haberde şöyle bir yer var:
“Türk Nurcuları” adını verdiği Gülen cemaati üyelerini “Binlerce yıllık Özbek kültür ve geleneklerini yıkıp din yoluyla beyin yıkamakla” suçlayan Özbek Televizyonu, bu okullardan mezun olan iyi eğitimli, “Türkçü” çocukların ileride devletin kilit noktalarına gelmesinin amaçlandığını iddia etti.
Milliyet hinlikle habere birşeyler ekleyip çıkardı mı bilmem lakin, Özbek yetkililer kendilerinin binlerce yıllık Özbek geleneği olduğunu filan zannediyorlarsa yanılıyorlar, beyinsiz eşşekler. Geçen bir Özbekle sohbet ettik bal gibi Türkçe konuşuyordu. Esas olan dildir, Özbek, Türkmen, Azeri diye birşey yok, ana dil olarak Türk dili konuşan Türktür, Kürtçe konuşan Kürttür, Ermenice konuşan Ermenidir. Stalin’in dümeniyle Özbek dendi diye kimliğinizi inkar etmeyin, şerefsizliğin manası yok. Din yoluyla beyin yıkama denmiş, Ruslar komünizm uğruna Allahsızlar Cemiyetleri eliyle beyninizi yıkarken, itiraz edeni trene doldurup Sibirya’ya gönderirken ötmüyordunuz böyle.
Diğer yandan, iyi eğitilen Türkçü Özbek çocuklar Özbekistan’ı mevcut Rus çocuklarından elli kere daha iyi idare eder. Pek hoşlanmasam da Fethullah hoca ve adamlarının misyonerliğine de diyecek lafım yok, serbest piyasada misyonerlik yapmak caizdir, inançlar, fikirler çarpışır müşteri bulan, kabul gören yoluna devam eder. Hoca ahtapot gibi dünyayı sarmış, ulusalcı öküzlüğüyle buna itiraz etmeye, Milliyet gazetesi gibi “oh olsun okulu kapanmış” diye göbek atmaya gerek yok, gerçeği kabullenmek lazım, Türk devletinin nal topladığı, büyükelçilerin ayyaşlıktan başını alamadığı yerde adam at oynatıyor. Bükemediğin bileğin önünde eğilip öpeceksin. Bir söz de ulusalcı solcuların kuyruğuna takılmış milliyetçi geçinen şaşkın güruha, bakalım bunu da kuyrukluk edip alkışlayacak mısınız.
Sözlerime bir şiirle son veriyorum:
Özbek, Türkmen, Uygur, Tatar, Azer bir boydur
Karakalpak, Kırgız, Kazak bunlar bir soydur
Aksini iddia eden kazmadır.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural Gümüşhane’de hükümeti eleştirmiş:
“Vatandaşa patates-soğan dağıtıyorlar. Burası Afrika mı?”
Patates soğan bir Afrika’da mı yeniyor be cahil adam, kebap, köfte var da Gümüşhaneli yurttaşımız yemedi mi? Kaldı ki iki çuval soğan da bana yollasalar hayır demem. Bir de senden hoşlanmıyorum, sırf demagoji lafların, bir yerde karşıma çıkarsan çok ağır konuşacağım bilgin olsun. Bu akşamlık bu sana yeter. Devlet bey, siz de bu tip asabi çığırtkanların kulağını biraz çekin, MHP’nin zaten yerde sürünen imajını iyece zedeleyecekler.
Camilerde anket yapılmış:
Diyanet’ten cemaate: Memnun musunuz? anketi
Bırakın kardeşim, namazını kıldırıp maaşını alsın imam, anladık kapatılacağı yok Diyanetin, bari anket filan diye vatandaşı sıkmayın. Size ne camide ne var ki memnun olacağız, kılan kılar namazı gider, salak mısınız? Ha, hutbeyi, namazı kısa tutun, teravihi topyekün kaldırın, o konularda şikayetçiyim.
Çankırı’nın Sesi gazetesi:
Çankırı’ya Turist Akını
Şu mahalli basının şişirmesi yok mu, Antalya mı orası kardeşim Çankırı’ya ne turist akını olacak, belki dağa kayağa gelen 3-5 kişi olabilir ama şehrin nesine akın yapacaklarmış. Abuk subuk konuşup durmayın.
Yerel seçim gelirken mahalli basına bakıyorum. Çorum Saadet Parti belediye adayı bir profesör şunu demiş:
Dünyada tek bir Çorum var, başka Çorum yoktur
Yapma yahu, ben de dünyada 3-5 tane Çorum vardır kesin diyordum. Şu ettiğin lafa bak, koca profesör maaşını deviriyorsun, ayıp be.

Kurtlar Vadisi diye bir dizi yeniden başlıyormuş. Resme baktım, bunlar nasıl artist, sumo güreşi gibi itişiyorlar, karşıdaki tipin kaşlar niye tuhaf şekilde çatık, ulan bulamadınız mı eli yüzü düzgün 3-5 adam, madem Türkiye gerçeği diye zırva yumurtlayacaksınız adamlar birşeye benzesin. Ben bundan iyi rol keserim, misal çatık kaşlıya kafayı gömdüm mü ağzını burnunu kırarım, belki bakışı düzelir benim de asabım yerine gelir.
Doğan grubu ceza için konuşmuş:
“Konuyu yargıya götüreceğiz”
İyi olur, yalnız 12 mi, 14 mü bir mahkeme varmış, ona dekgetirmeye bakın.
Kılıçdaroğlu sol militanları işe aldı denince:
Kılıçdaroğlu, iddialara, “Onların içinde sağ dünyadan da, sol dünyadan da eski hükümlüler vardı” diye cevap verdi.
Bırak kardeşim edebiyatı, sen daha geçen Tunceli’de Alevi dedesiyim demiyor muydun, nerden “sağ dünyadan” eski hükümlüyü işe alacakmışsın? Delikanlı gibi çık “aldım, sol terör örgütü mensuplarını istihdam ettim, sağcıları alacak halim yok ya, ne var bunda” de. Yok, “Türk halkı ezelden beri bilir bilmez solcudan gıcık kapar, şimdi eski militanları SSK’ya doldurduğumuzun ortaya çıkmasının sırası değil, köprüyü geçene kadar militan sol alevilik ceketini pek giymeyelim” diyorsan, evet, siyaseten haklısın derim. Amma velakin ilkeli adam duruşuna uymaz, kağıttan imajın çöküverir, haberin olsun.
“Çocuğumuzu ne kadar sevelim?” başlıklı bir yazı:
Çocuklarımızın mükemmel yetiştirilebilmesi için vasatın mükemmel olması şarttır. Her çocuk ortama göre şekillenir ve bir mânâda o ortamın çocuğu sayılır. En önemli vasat, yuvadır. Sâniyen mektep, sâlisen arkadaş ve dost çevresi, râbian ders mütalâa arkadaşlığı gelir. Hayat-ı içtimaiyede, terzi dükkânı, marangoz atölyesi, ütücü dükkânı, elbise temizleme merkezi ve diğer iş alanlarını da zikredebiliriz.
Evvelen, çocuğu sevmenin ölçüsü mü olur be adam, saniyen, şu ağdalı yazıdan ortalama vatandaş ne anlayacak, salisen senin çocuğun mu var ki ahkam kesiyorsun, rabian ütücü dükkanı nedir, hamisen elbise temizleme merkezi neyin nesidir, sadisen tepemi attırmayın.
Hayrettin Karaman’ın yazı başlığı:
Ne demiştim? (2)
Böyle makale başlığı mı olur, bize ne, ne dediysen dedin, her yazını aklımızda mı tutacağız yahu, hayret birşey.