Şubat 9, 2009
Hadiseye bak:
MANİSA Yağcılar Beldesi’nde hayırsever 83 yaşındaki Nebahat Ölmezoğlu’nun yaptırdığı ilköğretim okulu açılışına gecikmeli katılan AKP Manisa Milletvekili Mehmet Çerçi için, protokol sırasına oturan belde sakinlerinden 85 yaşındaki Mehmet Yağcılar yerinden kaldırıldı. AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın danışmanı Mehmet Büker’in uyarısıyla sandalyeden kalkan bastonlu Yağcılar’ın yerine Çerçi oturdu.
Ulan şerefsiz, haysiyetsiz mendebur, madem adamcağızı yerinden kaldırmışsın, git bir tabure filan bul da otursun. Milletvekili denen yaratık zaten mersedes senin, pofuduk koltuk benim derken kıçını büyütmüş, varsın kenarda biraz dikilsin, elin garibine gücünüz yetiyor da yerinden kaldırıyorsun ha. Milletvekili danışmanısın, senin maaşını bu millet ödüyor, köpekliği vekile değil millete yapacaksın. Ne çare orada değilmişim, yaşlı adamın bastonuyla sana ve vekiline orada bir seyirlik sopa çekerdim ki, cümle ehli insafın yüreği soğur, zalimlerin yüreğine korku salınırdı. Merhametsiz alçaklar.
3 Yorumlar |
Uncategorized |
Kalıcı Bağlantı
stresabi tarafından yazıldı
Şubat 9, 2009
Akşam fanila, çorap, soda vesair ihtiyaçları temin gayesiyle bir markete gittim. Baktım büyük giriş kapısının önünde koca bir resmi araba hırıl hırıl çalışıyor içinde kimse yok. Hava serin, anladım ki iribaş bir memur için araba o alışverişte iken dahi çalışır vaziyette bekletiliyor. Hışımla ilerleyip arabanın yanında duran şoför ve koruma oldukları belli iki amele kravatlı şahsa yaklaştım, aramızda şu mealde bir konuşma geçti:
- Ben: Kardeşim bakın arabayı çalışır vaziyette unutmuşsunuz
-Şoför: Yok bilerek öyle yapıyoruz.
- Ben (Sert bir edayla): Kimin arabası bu?
-Şoför: … Kaymakamının
-Ben: İstop edin kardeşim boşa benzin yakmasın.
-Şoför: Kem-küm, kaymakam bey şimdi çıkıyor
-Ben (Daha sert edayla yoluma devam ederek): Gelince çalıştırırsınız, parası benim, vatandaşın cebimden çıkıyor kardeşim asabımı bozmayın, hayret birşey
Adamlar arkamdan kamuda çalışan bir memurun parasının vatandaşça ödendiğini ilk defa duymanın verdiği şaşkınlıkla bakakaldılar. Bir de benim tavrımdan herhalde önemli biri, sorgulayıcı tavrımdan dolayı emniyet müdürü filan olduğumu zannedip pıstılar.
Neyse içeri girdim, turşu, peynir, bilumum et, tavuk mamulleri arasında dolanırken gariban görünümlü iki kişi gelip reyondaki görevliye elerindeki sodayı gösterip “abi bunu açsanız da içsek” dediler. Reyon görevlisi bunların fukara görüntüsünden de cesaret alarak “yasak, olmaz, korumalar izin vermez” zart, zurt birşeyler söyledi, adamların boynu büküldü. Ben hemen hanımın şaşkın bakışları arasında olaya müdahil oldum ve elinde soda tutan şahsa “bak hemşehrim, sen bunların açılır kapaklı olanından al, oracıkta afiyetle iç, çıkarken şişeyi kasaya okutur ödersin” dedim. Daha sonra kendim gidip iki büyük şişe Beypazarı sodası aldım ve çevredeki ahbabın selamlarına mukabale ederek marketten ayrıldım.
Böyle kaymakam şoförü olup da kamu malını memurun şahsdi malı zanneden beytül mal hırsızlarını, fakir fukarayı tahkir etmeyi hak gören kapı kullarını uyaralım, icabında iki şamar da çekilirse uygun olur.
6 Yorumlar |
Uncategorized |
Kalıcı Bağlantı
stresabi tarafından yazıldı
Şubat 9, 2009
Haber:
Çorap alırken şu altı noktaya dikkat [...] 2. Test koşusuna çık…
Ne noktası yahu, çorap dediğini git ucuzluktan, pazardan topluca al, nesine dikkat edeyim. Sanki araba alıyoruz. Bir de test koşusu nedir, 50 kuruşluk çorap için mağazada koşacak mıyız, denyo musunuz? Haber diye şunu yazmaktan utanmıyorsunuz ya, hayret birşey.
1 Yorum |
Uncategorized |
Kalıcı Bağlantı
stresabi tarafından yazıldı
Şubat 9, 2009
Türk insanının çoğunluğunu temsilen yabani bir adamı canlandırıp voleyi vuran Şahan Gökbakar sanat filmlerini değerlendirmiş:
“Hiç dayanamam. Yok abi. Aman abi ‘uuu’ yok. Hiç tahammülüm yok abi. Bana şöyle geliyor, Bebek’ten başlasam kar yağarken sigara içerek atkımla beraber denize baka baka yürüsem ve biri çekse bunu. Eminönü’ne geldiğimde film bitse 90 dakika yürümüş olurum oradan oraya herhalde. Al sana sanat filmi. Hiç diyalog yok, böyle denize bakacağım sadece durup, martılara bakacağım. Böyle yürüyeceğim Eminönü’ne kadar, al sana sanat filmi.
Kah, kah hakikaten doğru demiş, ben de konuyla ilgili epey eleştiri getirmişimdir, mal gibi sağa sola bakarak, arada böğürerek, yer yer sol mesajlar vererek yapılan saçmalıklara Türk filmi denir oldu. Bir de dincileri var bunların, geçen biri rahibeyle müezzinin aşkı filan diyordu. Bu filmlere giden de çıkıyor ha, ne anlar millet hayret yahu. Ben genelde Harrison Ford, Nick Nolte gibi klas adamların eski filmlerini izlerim, ne diye kendime eziyet edeyim.
4 Yorumlar |
Uncategorized |
Kalıcı Bağlantı
stresabi tarafından yazıldı