Ne profu
Türkler çam ağacı süslerdi diyen Muazzez İlmiye Çığ için Engin Ardıç profesör demiş:
Bendeniz, epeyce ilerlemiş yaşının da etkisiyle dilinin sürçtüğüne, Muazzez Hanım’ın bu meselede genel olarak “ağaca çaput bağlama geleneğini” kastetmiş olduğuna inanmak istiyorum.
Aksi takdirde, “bunları kim profesör yaptı” tartışması gündeme gelir…
Bunları kimsenin profesör yaptığı yok Engin hocam, zira Muazzez İlmiye Çığ bırak profesörü, doktorası filan da olmayan bir kütüphane görevlisinden ibaret. Kadını ne hikmetse başörtüsünü eskiden fahişeler takarmış, kitaplı dinler uydurmadır, yazanların hepsini Sümerlerden almış filan türü çağdaş laik kesimin işine gelen laflarından dolayı bir vakit profesör ilan ettiler o da hiç sesini çıkarmadı, iş ortaya çıkınca “ben profesörüm demedim ki” diye sırıta sırıta gezdi. Şu hata Engin Ardıç’a yakışmıyor, titre ve kendine dön, Cumhuriyet kız ve oğlanlarıyla alay et ama gerçekleri de bil.
Explore posts in the same categories: Uncategorized
Aralık 24, 2009 6:55 pm
Stres Abi,
Yazıda bir hata daha var.Ne yazık ki (!) Halil Berktay da profesör değil. Kendisi doçenttir. Bardakçı ve saz arkadaşları (Altaylı ve Afyoncu) bu durumla çok dalga geçerler “Ordinaryüs Doçent” diyerek…
Aralık 24, 2009 8:21 pm
Orası da öyle, Bardakçıyla Afyoncu meddahları arada laf atarlar.
Aralık 24, 2009 9:42 pm
diploma cahillik alır, dogmacılık baki kalır.
Aralık 25, 2009 2:17 pm
Altaylı tarafından, “Noel Baba da Türk zaten” cümlesi de ilave edildi..
Ben izledim programı, azıcık daha zorlasalar, HZ İSA da Türk çıkabilirdi:)
Aralık 25, 2009 2:18 pm
Bir de niye yaşını küçümsüyorsunuz ki, Hayrettin Karaca’yla aşk yaşıyorlarmış:))
Valla, programda soruldu, öyle itiraz etmedi pek..
Aklı başında ve bunak filan değil bence:)
Aralık 25, 2009 3:12 pm
Bunak değil elbette, kadınla bir derdim yok, ben Engin Ardıç’a hitap ettim. Muazzez hanım da koftiden profluğun keyfini sürmek istemiş, orası ayrı. Halbuki iyi bir kütüphaneci on profu cebinden çıkarabilir. Bkz. Murat Aygen.