Stresabi 1000. yazıyla bir yıllık internet ömrünü sonlandırıyor. Kısaca bir hışmılan gelip geçtik diyelim. İnşallah bir parça eğlenmiş stresinizi atmışsınızdır.
Tüm katılımcılara selamlar.
Stresabi 1000. yazıyla bir yıllık internet ömrünü sonlandırıyor. Kısaca bir hışmılan gelip geçtik diyelim. İnşallah bir parça eğlenmiş stresinizi atmışsınızdır.
Tüm katılımcılara selamlar.
Tufan Türenç Almanlarla bizi kıyaslıyor:
… Onun ülkesinde silahlı kuvvetler dahil kurum ve kuruluşlara ilerici, aydınlıkçı, demokratik laik cumhuriyetçi olduğu için iktidar tarafından savaş açılmıyor.
Ne dediğiyin farkında mısın hemşerim, onun ülkesi dediğin yerde ilerici, aydınlıkçı, demokratik, laik filan diye adamlar, kurumlar yok. Kapı gibi “Hristiyan Demokrat” iktidar var, asker, memur filan da ağzını açarsa cezasını bulur. Türkiye’deki ucube yapıyı matah birşey gibi satmaya çalışma. Türkiye’de açılan savaş aydınlığa değil çetecilere, millet düşmanı zorbalara karşı açılmış ve muadillerine göre 30 sene gecikmiş bir savaştır. Yunanistan darbecilerini içeri tıkalı çok zaman oldu. Geçen ay da genelkurmay başkanını lüzumsuz konuşma diye görevden aldılar. Ucube olan durum bizde ilericilere karşı açılan savaş değil, darbecilere, çeteci katillere yandaşlık eden senin gibi tuzu kuru gazetecilerin durumdan şikayetçi olmasıdır. Kabak tadı bile sizin yazılarınızdan iyidir be, yazıklar olsun.
Dün kısmen kulak verdiğim bir programdan:
Nurseli idiz: Başıörtülü olan insanlar bize hoşgörüyle bakıyorlar mı? Zannetmiyorum ki baksınlar… Bakmıyorlar… Ama biz onlara hoşgörüyle bakıyoruz.
Senin neyine hoşgörüyle bakılsın cahil şey, kimse kimseye hoşgörü filan göstermek zorunda değil, problem devletin kanun zoruyla bir şey yapması. Başörtüsü devlet eliyla yasak, başı açmak ise mecburi, tartışmanın tek zemini budur, bunun dışında konuşmak geri zekalılıktır. Başörtülü bir de kız çıkarmışlar, şaşkın, cahil birşey salak salak konuşuyordu, bunları kim niye ciddiye alır hayret yahu. Nurseli, sen git Atatürk’ü oyna, yanlışlıkla da olsa televizyonda kulağıma bu laflar gelince asabım bozuluyor, cinlerimi tepeme çıkartmayın benim.
Hyundai Türkiye Başkanı Kwang-Heum Um, küresel ekonomik krize rağmen 2009′u başarılı geçirdiklerini söyledi. Yılın ilk 10 ayında satışlarını yüzde 60 artırdıklarını kaydeden Um, “Bu artışta hükümetin sağlamış olduğu ÖTV indiriminin yanı sıra araç güvenliği ve müşteri memnuniyetine önem vermemiz büyük rol oynadı.” dedi.
Bırak kardeşim müşteri memnuniyeti palavrasını, arabalarınız ucuz olmasa, ÖTV inmese nasıl fazla satacaktınız, mikrofonu bulan sallıyor, uyuz etmeyin adamı.
… Eğer Onur Öymen kadar hümanist, beyefendi, kibar, karıncayı incitmez bir diplomatın, eli kanlı katil, ırkçı ve Alevi soykırımcısı olduğuna inanılıyorsa, konuşacak laf kalmamıştır bu ülkede.
Ne alakası var be, beyefendiymiş de bilmem neymiş, dünyadaki eli kanlı diktatörlerin hepsi de gayet şık giyimli, medeni görüntülü adamlardı, uygulamada tümü gaddar birer kasaba dönüşmüştür. Konuşacak laf kalmamış diye de zırvalama, daha bu ülkede konuşmalar yeni başlıyor, pandoranın kutusu açıldı, CHP budalaca kendi ayağına kurşunu sıktı, tüm pislikler tek tek ortaya dökülecek. Resmi tarih paçavraları yarın suratına çarpıldığında zevzeklik edebilecek misin o zaman bakacağız. Rezil herif.
Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki: “Onur Öymen istifa etsin.”
Onur Öymen yetmez.
Mustafa Kemal istifa etsin. İsmet İnönü istifa etsin. Celal Bayar istifa etsin. Şükrü Saracoğlu istifa etsin. Refik Saydam istifa etsin. Sabiha Gökçen istifa etsin. Adnan Menderes istifa etsin.
Çünkü…
İsyancıyla müzakere yerine mücadele eden Cumhurbaşkanı, Mustafa Kemal… İsyanı bastıran Başbakan, İsmet İnönü. İsyanı bastırmak için düzenlenen harekâtın parasını veren, Ekonomiden Sorumlu Bakan, Celal Bayar. İsyancıları asan Başbakan kim? Milli mücadelenin efsane “Galip Hoca”sı, Celal Bayar. Babası müftüdür. İsyancıları asan Adalet Bakanı, Şükrü Saracoğlu. İsyancıların vurduğu gazileri tedavi eden, Sağlık Bakanı, Refik Saydam. Sabiha Gökçen, Türkiye’nin ilk kadın pilotudur ama, “dünyanın ilk kadın savaş pilotu”dur… Kore’de mi savaştı Sabiha Gökçen? İsyancıları bastırırken savaştığı için aldı, o “dünyanın ilk” unvanını… Adnan Menderes desen, “İsyanı bastıralım” diyen CHP milletvekili o sırada.
Ne saçmalıyorsun bidon kafa, suçlu olduklarını söyledikleriyin hepsi ölmüş, nasıl istifa edecekler. Onların namı hesabına aynı kafada olan CHP ve MHP tayfasına sesleneceksin ve geçmişteki pisliklerden arınmak için kamuoyundan açıkça özür dilemelerini isteyeceksin. Hatta bizzat şimdiki hükümet, MGK, asker, sivil tüm devlet erkanı da nasıl zamanında ABD başkanı zencilerden, kızılderililerden resmen özür dilediyse çıkıp özür dileyecek, isyan bastırıyoruz diye binlerce masumu katletmenin hesabını verecekler.
Bir de araya Celal Bayar’ın babası müftü lafı sokuşturmuşsun, şerefsizlik yapma girişimin gözümden kaçmadı. Adamın babası müftü olur, kendisi itin teki olur, ne fark edecek. Terbiyesiz terbiyesiz yazı yazdırıyorlar şu salak heriflere, Ertuğrul bey, şu herifin icabına bakın, yarın başınıza iş açılmasın. İlle de saçmalayan biri gerekiyorsa, ortalama beyinsizlikte bir Hürriyet internet yorumcusunun yazdıklarını Özdil’in yerine koyun daha anlamlı olur. Benden dost tavsiyesi.
Google’ı bitireceğim
Bu sözler dünyanın en güçlü adamlarından biri olan Rupert Murdoch’a ait.
Toplam değeri 53 milyar doların üzerinde olan News Corporation’ın sahibi medya devi Rupert Murdoch, toplam değeri yaklaşık 31 milyar dolar olan Google’a resmen savaş açtı. Çünkü Murdoch; Google’ın reklamcılık, medya ve eğlence dünyasını paramparça ettiğine inanıyor.
Geçti o devirler kardeşim, senin kafa iyice sulanmış, Google denen şirket kablolardan reklam parasını sağıyor, parayı yığacak yeri yok, budala gibi konuşmakla bir halt edemezsin. Sıkıysa ondan iyisini yap sen malı götür, bana göre şansın yok, sen 50′lerin adamısın, bir ayağın çukurda suratın muşmulaya dönmüş, Google’ın başındaki iki yırtık kotlu, tişörtlü oğlan seni madara ederler, ayağını denk al.
Ben önce Dersim olaylarını dönemin hükümetinin zorbalığı zannetmiş Gandi Kemal’in yanında yer almıştım, meğer yanılmışım, Onur Öymen haklıymış, işte şu resim devlete isyan eden şakileri gösteriyor, herşeyi apaçık ispat ediyor. Yaşasın CHP ve Dersim isyanını bastıran kahraman ordumuza.
TCDD, Mekke-Medine arasında hızlı tren işletmeye hazırlanıyor
Siz önce Ankara’dan İstanbul’a treni bir götürün hele, Mekke Medineyi ondan sonra düşünün. Hayret birşey.
Galatasaray’da şok: Arda Turan domuz gribine yakalandı
İki gündür burun akıntısı, ateş ve halsizlik şikayetleri bulunan Arda’ya yapılan H1N1 test sonucunun pozitif çıkması Sarı-Kırmızılı camiayla birlikte bütün Türkiye’yi şok etti.
Salak mısınız nesiniz, tüm Türkiye’yi niye ilgilendirsin elin futbolcusunun öksürük tıksırığı, ben şok filan olmadım, adıma haber yapmayın, terbiye sınırlarımı zorlarsınız.
Gandi Kemal haberi:
Baykal, Öymen’e sahip çıkınca Kılıçdaroğlu ağız değiştirdi
Evet, İstanbul’da kamyonet kasasında gezmekle olmuyor bu işler Kemal bey, Gandi olma zamanı bu zamandır, bak Baykal da Dersim’de olanlar kabul edilemez filan diyor, tipik CHP kafalı zengin çocuklarına inat bas istifayı Türkiye delikanlı görsün, ben de eski sözlerimi geri alayım. Lakin ne çare ağız değiştirmişsin, yazıklar olsun.
İslam kültür ve bilim tarihinden haberimiz yok
Sanki başka din ve kültürler konusunda vatandaş çok mu bilgi sahibi, cahillik ve barbarlık had safhada. Bundan sonra da bu konularla ilgilenileceğini zannetmem, o devirler geçti. Hangi dizide kim kimi öptü öküzlüğüyle ilgilenin, ilim, fen, kültür için geçmiş ola.
Bülent Arınç:
Ama halkımızda özellikle Alevi kesim de biliyor ki, yıllarca kendilerinden istifade edilmiş bir kesim olarak, CHP’ye bundan sonra güvenemezler, onları kendilerine yakın bulamazlar
Boşa heveslenmeyin kardeşim, Aleviler dede ne derse oraya verirler, tek adres de CHP’dir, niye diye sormayın, cevabı Aleviler dahi bilmiyor, geçen en tepedekilerden birine sordum saçmalayıp durdu adam. AKP aç tavuk misali oy aranıyorsa Alevileri unutsun, oradan iş çıkmaz, Bülent Arınç gidip başka yerlerde mazlum ayağı yapıp ağlasın, başörtüsü namusumuzdur filan desin, belki acıyan çıkar.
TRT’de ’sidik’ kavgası
“Bu kadın kapıda sidik döküyor” sözüne 6 bin TL cezaTRT İstanbul Radyosu’nda görev yapan ses sanatçıları Vedat Çetinkaya ve Pelin Uyanıker arasında, 15 Şubat 2006’da 60 kadar sanatçının önünde ‘idrarlı büyü kavgası’ yaşandı. Kavga basına yansıdı ve TRT sanatçılar hakkında soruşturma açtı. Vedat Çetinkaya tarafından TRT İstanbul Radyosu’nun merdivenlerine idrar dökerek büyü yaptığı öne sürülen Pelin Uyanıker’in, soruşturma sırasında geçici olarak İzmir Radyosu’na gönderilmesi kararı alındı. Ancak Çetinkaya’nın kendisine iftira attığını ileri süren Uyanıker, İzmir’e gitmeyerek emekliye ayrıldı ve Çetinkaya hakkında 50 bin TL’lik maddi ve manevi tazminat davası açtı. vs. vs.
Sidikle, dışkıyla büyü mü olur cahil herif, bir de sanatçı geçiniyorsunuz, yüce adalet sana az bile para cezasını kesmiş, hayret edilecek bir konumdasınız, yuh olsun.
Spor haberi:
İddiaya göre Terim Türkiye ile gidemediği 2010 Dünya Kupası’na Nijerya Milli Takımı teknik direktörü olarak gidecek.
Gene balon uçuruyorlar, yok Milan istemiş, bilmem ne. Nijerya’yı bırak, Adana’dan öteye gidemez bu kafayla. Giderse Afrikanın kara talihi kabusa dönüşür, orası ayrı.
… Baykal, toplantıda, ”Dersim olaylarının tarihin en trajik olaylarından biri olduğunu” belirterek, birilerinin rant elde etmek amacıyla bu yarayı kaşımasının da doğru olmadığını ifade etti. Baykal, hiçbir CHP’linin Dersim’de yaşananları onaylamasının düşünülemeyeceğini kaydetti.
Bunlar nasıl laflar, o tarihte katliamı yapan CHP değil mi, ne demek onaylanmasının düşünülmemesi, paşa paşa onaylayacaksınız, aslınızı inkar etmeyin. Onur Öymen CHP açısından olması gerekeni söylüyor, bravo, delikanlı adammış. Gandi Kemal de özür dilesin filan diye iki ıkındı sonra sustu oturdu. Bu işlerin sonu ummadık yerlere varır, bir an evvel üstünü örtmeye çalışmanızda fayda var, uyarmadı demeyin. Milleti kandırmaya da kalkmayın, yalanınızı böyle suratınıza çarparım.
Apo’nun kardeşi cezaevini beğenmedi
Sen kimsin be, beğenmezsen beğenme, siz kelleyi kurtardığınıza dua edin, hayret birşey.
Cenazeden sonra CHP’de gülme krizi
…. Ankara’dan Ensari Bulut’un cenazesi için gelip akşam yemeğinde İzmirli başkanlar tarafından ağırlanan başta Genel Sekreter Sav olmak üzere diğer apoletli CHP’liler, yaptıkları esprilerle ortalığı kırıp geçirdi.
Ne var, ölenle ölünmez demişler, gülmek yasak mı.
İzlenimlerde “Madeni Değerlerimiz” ile ilgili eski bir yazı bahsi geçen yerel gazete yazarının katkısıyla yeniden tartışılmaya başlanmış, ilgilenenlere duyurulur.
Bir yazar:
Atatürk’ü ister sevin, ister ondan nefret edin. Ama Allah aşkına bunu bilimsel veriler ışığında ve ahlaklıca yapın
Ne bilimsel verisi be, kimya deneyi, sosyolojik araştırma mı yapıyorsunuz, seven sever sevmeyen sevmez kime ne, ne diye bilim lafı karıştırıyorsun araya, hayret birşey.
Rektörden Ata’ya ilginç mektup
Hasta mısın kardeşim, Ata senin mektubunu nasıl okuyacak, bir de rektörsün, ilim, fen erbabı diye geçiniyorsun. Mektubunu da okudum, ilkokul talebesi öyle saçmalamaz, senin gibileri nereden bulurlar bilmem, klasik ulusalcı memur tiplemesi, şaşkın şaşkın yazıyor, bir sürü yağcı da buna alkış tutuyor. Hayret birşey.
TÜRKİYE’DE KÜRT YOKTUR diyen tarihçiye canlı yayında soruldu: KÜRT değil TÜRK değil BU ZAZALAR NE..
Yahu gene mi şu adam, milletin soyuna sopuna kafayı takmış, kitap filan yazmış boş işlerle uğraşıp asabımı bozuyor. Efendim Zaza Kürt değilmiş, Türk değilmiş o halde ne imiş filan, soru mu şu yani. Zaza adı üstünde Zazadır, bunda bilmeyecek ne var ve netice itibariyle sana ne, ne olursa olsun, Türk olsa ne fark eder. Kaldı ki Türk nedir diye sorsam ne halt edeceksiniz, sanki Türk öncesi olmadan gökten düşmüş saf bir kavim midir, o da biryerlerden geliyor neticede. Irkçı beyinsizlerden gına geldi, sanki vatandaş cenabı hakka dilekçe verip torpille Türk olmuş gibi Türk olmayı matah birşey zannediyor, başkalarını aşağılama hakkı buluyor, şerefsizlik, adilik ediyor, hayret birşey.
Ekonomitürk sitesinde işsizlikle ilgili bir yazıya atıfta bulunulurken, yorumlarda benim de konuyla ilgili fikrim sorulmuş. Haberde şu deniyor:
Eşini 10 sene önce kaybedince 3 oğlundan birinin yanında kalmaya başlayan 72 yaşındaki İsmail Dayan, vücudunun yorgunluğuna aldırmadan, çelik gibi parmaklarıyla kavradığı baltayı odunlara ardı ardına vuruyor. Odunların kırılma noktalarını çok iyi bildiği için ilerlemiş yaşına rağmen bu işi zorlanmadan yapabilen yaşlı adam, acıktığını hissettiğinde ise evden getirdiği tereyağlı ekmekle karnını doyuruyor. Devletin yaşlılara verdiği ‘ihtiyarlık maaşı’na başvurmadığını ve çalışarak yaşamını sürdürdüğünü ifade eden Dayan, yaptığı işi şöyle anlatıyor: “Bizim iş okka işi. Zaman geliyor günde 3 ton odun kırıyorum, zaman geliyor 500 kilo odunla kalıyorum. Odunun zorluğuna göre, 3 ton odun yararsam 35 lira falan elime geçiyor. Ama 500 kilo odunda kalırsam 7 lira alıyorum. Gençlere ders veren İsmail Duran, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kahvede oturmam. Gençler ‘iş yok’ deyip kahvede oturuyor. Benim iki oğlum böyle. Ceplerinde çay parası yok, ama gelmiyor. Burada benimle beraber odun yarsa parasını çıkartacak. … İşte iş burada hazır. …Neyse bir ücret koymuşlar, benim paramı veriyorlar, ama gençler çalışmak istemiyor.”
Evet İsmail amca, sen heykeli dikilecek, hayatı ders kitaplarında ibret olarak anlatılacak bir adamsın amma velakin oğlun olacak eşşek heriflerin müstehakı senin baltayla kırdığın odunların onların kafasında paralanmasından ve beher tonuna 10 tl ödenmesinden ibarettir. Bunlardan anca odun kırma kütüğü olur, hayırsızlar.
Yabancılara turizm rehberi hazırlanmış:
Türkiye’yi yerin dibine batıran rehber
Ülke yankesiciler, jigololar, kocasını aldatan kadınlar, üç kağıtçı taksicilerle dolu..
Haberin devamına baktım, hakikaten 10 numara tespitler, her ülke sütten çıkmış kaşık değildir, orası ayrı da, niye yerin dibine batıyormuşuz ki, yazılanlar yalan değil ya, hepsinden sürüyle var, eksik bile söylemişler. Memlekette ciddiyetsizlik, ahlaksızlık gırla gidiyor.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ile ilgili işlem konusunda, ”Türkiye adım adım örtülü faşizme doğru gidiyor” dedi.
Ne var yani, siz CHP olarak açık faşizm uyguluyordunuz, onlar da örtülüsünü yapsın bakalım, laf mı şu söylediğin Gandi Kemal. Bu arada özlettin kendini, çık arada beyanat ver ki biz de yolumuzu bulalım.
Ulaştırma Bakanı Youtube ile ilgili konuşmuş:
Bir site yaygara yapıyor bizi kapatıyorlar diye. Bizim kimsenin ticaretinde gözümüz yok ama bir yerde faaliyet gösteriyorsanız istediğiniz kadar büyük olun. Bırakın firmayı isterseniz dünyanın süper gücü olun. Buranının kanuna, nizamı neyse ona uymak zorundasınız. … Asırlar geçmiş esaret altına girmemiş iki milletten biri Türk milletidir. Böyle bir geleneğin sahibi olan millete, gelip birisi ben istediğim gibi faaliyet göstereceğim diyemez. Kusura bakmasın.
Ne atıyorsun be salak mı zannediyorsun bizi, asırlar geçmiş bilmem ne, geçmişi bırak şimdiye bak, esaret altına girmemişiz ama girmişten beter sefil durumdayız, millet mal gibi, geçmişinde esaret yaşamış ülkeler bize nal toplatıyor, böyle tarihe şan şeref verdik dingillikleriyle mahalle çocuklarını ve buna teşne bazı beyinsizleri, kör taraftarlarını anca kandırırsın. Diğer taraftan sen kimsin de Youtube, Google gibi şirketlere kafa tutuyorsun, dünyada cirminiz yok, koca Youtube sizin dangalak kara kaplı kanunlarınız yüzünden işletme politikasını mı değiştirecek, devekuşu salaklar diye gülüp geçiyorlardır. Başbakan bile geçenlerde “ben yolunu buldum giriyorum, siz de girin” diyordu, suça teşvik ediyordu, git bu nasihatleri başbakana ver, o da ağzının payını versin kıçıyın üstüne oturtsun seni. Yapmazsa yuh olsun kabadayılığına. Ne garip tiplersiniz yahu, tekrar ediyorum, AKP açılımı önce kendi içinde, yobazlığa, devletçiliğe ve kör muhafazakarlığa karşı yapmalıdır.
(Güncelleme: Bakanın konuşması Youtube ile ilgili değilmiş, Google ile ilgiliymiş. Problem Hürriyetin haberi veriş tarzında görünüyor. Yine de “yaygara yapan site” ile ne kastediliyor onu anlamış değilim, Google’ın bir yaygara yaptığını işitmedim. Yazının anafikrinin arkasındayım.)
Başbakan Erdoğan, ‘AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’yla ilgili Genelkurmay’a çağrıda bulundu: Bütün mesele, zanlılar varsa bunların hukuka teslim edilmesi. Burada yönetici makamında olanların tutuculuk içine girmemesi gerekir.
Yahu sağlık bakanını uluorta azarlıyorsun, emrindeki maaşlı askeri memura laf dolandırıp ricada bulunuyorsun, iş mi şimdi şu? Tutarlı ol, yiğitlik yap ki biz de yiğidin hakkını verelim.
Zeki Ergezen (AK Parti): Cep telefonumuza ‘Genel kurula gidin’ mesajı geliyor. Mesaj gelir gelmez, koştura koştura Genel Kurul’a giriyoruz. Girerken de ‘Bu ne tasarısı’ diye soruyoruz. Biz neye evet dediğimizi bilmiyoruz, siz de neye hayır dediğinizi bilmiyorsunuz.
Bravo, doğruyu söylemişsin, hepiniz ayda 10 milyar maaş ve ballı yolluk gezileriyle avanta alan beleşçilersiniz. İktidarı da muhalefeti de aynen öyle. Bütün iş birkaç bakanın, vekilin sırtına binmiş, gerisi yanlamış yatıyor. Eh, başbakan sizi çocuk gibi azarlamasın da ne yapsın, az önce fazla yükjlenmişim geri alıyorum.
Bütçe görüşmeleri başlamış:
AK Parti Milletvekili Cahit Bağcı, TBMM berberinde kulak kıllarını aldırırken sıcak ağdadan derisinin yanması olayını hatırlatarak, Meclis yönetiminden kimsenin geçmiş olsun dememesini eleştirdi.
Ulan meclis yönetiminin işi kalmadı da senin kulağıyın kılını mı takip edecek, ayda 10 milyar maaş alıp berberde kulağına bedava ağda yaptırıyorsun, ondan sonra çıkıp yüce milletimizin önünde tuluat yapıyorsun, seni o kürsüden tekme tokat indirmeyen vekillere yuh olsun, densiz densiz konuşmayın, bu ne be.
Dünya petrol tüketimi talebi azalacak
Wall Street Journal’da yayımlanan bir analizde, Uluslararası Enerji Kurumu’nun (IEA) gelecek hafta uzun dönemli petrol talebindeki tahmininde aşağı yönlü “önemli” bir revizyonu öngördüğü belirtilerek, dünyanın gelecekte petrole daha az ihtiyacı olacağı görüşünün altı çizildi.
Hayret, hep kabus ve felaket senaryosu çizilirdi, ilk defa iyimser birşey işittik. Felaket tellalları ve tuzu kuruların hoşuna gitmemiştir bu haber. Öyle ya vatandaş sürekli korkutulsun ki medyanın tekerlekleri zahmetsizce dönsün, siyasiler ve memurlar koltuklarına daha güzel yapışsınlar. Tabii petrol fiyatına ne olur onu ancak cenabı hak bilir, orası ayrı konudur.
SAĞLIK Bakanı Recep Akdağ, “Benim ve Cumhurbaşkanı’nın aşı olacağını söylemişsin, bunu hemen düzelt” diyerek kendisini azarlayan Başbakan Tayyip Erdoğan ile olaydan ancak bir gün sonra görüşebildi.
Adam gibi istifa et be, koltuğa yapışmışsın kene gibi, başbakan uluorta seni azarlayacak, ukalalık edecek, sen kapısının önünde dolanacaksın. İstifa et de ders alsın, ağzını düzeltmeyi öğrensin, senden kamuoyu önünde özür dilesin, ne bu yahu. Önüne gelene, vatandaşa, vekile, bakana hakaret, azar yağdırıyor, aşı olmam filan gibi sonunun nereye varacağı belirsiz laflar ediyor, asabımı bozuyor, mahalle kabadayısı gibi. Şu Ergenekon işleri filan var diye fazla ses çıkarmıyorsam da ayağını denk alsın, TRT müdürü ve Delidumrul vergisinin, 301 ve ifade hürriyeti meselesinin, internet yasaklarının, polis işkencesinin, öğretmen terörünün takipçisiyim, bunları bilmediğimiz zannedilmesin.
Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, vatandaşlarına, elektrik tasarrufu için gece tuvalete gitmek için uyandıklarında fener kullanmalarını tavsiye etti.
Fener bedava mı çalışıyor şaşkın herif, o da birşey yakıyor neticede. Vatandaşı çişinde bari rahat bırakın. Bizim başbakanı geçtiniz, bu idarecileri anlamak zor, yok üç çocuk yap, yok çişe giderken fener götür. Ben de size nasihat ediyorum, işinize bakın yüce Türk ve Venezuela milletlerinin uçkur ve kuburuyla değil hukuksuzlukla, bürokrasi zorbalığıyla, yozlaşmayla meşgul olun. Bu Chavez bir de sosyalist alemin liderliğine oynamaz mı, uğraştığı işe bak, tabii petrole dayanıp sosyalizmi sürdürürüm zannediyor ama kazın ayağı yakında meydana çıkar. Koca Stalin ve halefleri, Mao filan yürütememiş sosyalist planlama rejimini, çuvallayıp kalmışlar, senin gibi bir denyo mu başaracak, hayret birşey.
29 Ekim coşkusu:
Pelit Pastanesi ve Faruk Saraç sponsorluğunda düzenlenen resepsiyonda konukları şaşırtan bir olay yaşandı. Havai fişek gösterilerinin ardından Hasbahçe’de kesilen pastanın içinden şapkasıyla insanları selamlayan bir Atatürk maketi çıktı.
Konuklar bu süpriz üzerine ikiye bölündüler. Davetlilerin bir kısmı bu fikri oldukça beğenirken bir kısmı ise, “Atatürk’ü ne hale düşürdüler?” diyerek tepki gösterdiler.
Ulan buna ben bile yorum yapamıyorum, Allah iyiliğinizi versin. Video görüntüsü filan varsa yandık, dünyanın en ilginç olayları sıralamasında zirve zorlanacak demektir.
Azeri gazetesinden ÖZELEŞTİRİ Azadlık gazetesi TÜRKİYE’DEN VE TÜRKLERDEN ÖZÜR DİLEYEN bir yorum yayınlandı…. Ermenilerle yıllardır çeşitli pazarlıklar yapan bir rejim, Türkiye ile Ermenistan’ın yakınlaşması gerçeğini açık bir şekilde düşmanlıkla karşıladı…Bursa’da yapılan futbol maçına Azerbaycan’dan gidenlerin çoğu, provokasyon yapmak için gönderilenlerdi.
Ne güzel, işte böyle gerçekleri söylemek lazım. Azeri derin devletini de ifşa etmek şart. Nabza göre şerbet vermekle, tribünlere oynamakla olmaz bu işler, hal ve şartlar ne gerektiriyorsa o yapılır. Kan davası güden töre sapıkları gidip Atatürk-Venizelos dostluğundan ibret alsınlar.
Karaman’da borcundan dolayı belediyenin suyunu kesmesine kızan kişi, evinin önünde teyemmümle abdest alıp namaz kıldı.
Güzel protesto olmuş, aferin. Yalnız su paranı imkan bulup ödesen iyi olurdu, gerçi belediye dişini garibana geçirebiliyordur, devlete ait okullar filan para ödemez diye işitiyoruz. Bir de hiç para vermeyen camiler var ki o temelli işin ayrı bir yönü. Ben bu vatandaşımızı yaratıcı buldum, belediye yetkilisi olsam sırf bu sebeple cezasını affederdim.
CHP genel başkanı Baykal:
Şimdi bu kurum diyor ki vatandaşlara, benim paraya ihtiyacım var. Vatandaş araba alacak, arabanın fiyatı üzerinden belli bir oran TRT’ye gidecek. Matrahı değiştiriyor. Ne yasa, ne hukuk! Böyle bir yetkin var mı? Sana bakanlar kurulu matrahı değiştir dedi mi? Derhal bunu danıştaya götürüyoruz
Derhal bunu Danıştay’a götürüyoruz. Bunu da mahkemeden döndüreceğiz.
Uçan kuştan vergi alacaklar, her şeyden, teypten, videodan, televizyondan, cep telefonundan TRT’yi besleyeceğiz. Yağma yok, buna karşı CHP olarak gerekli mücadeleyi yapacağız.
Helal sayın Baykal, müzmin AKP karşıtlığın bu defa yüce milletimizin işine gelecek, Danıştay inşallah bizi şaşırtmaz da TRT’nin sinsi ve zorba girişimi başkanın kafasında paralanır. Yanındayız, vur de vuralım, öl de ölelim.
Çokbilmiş eski politikacı bir yazar:
Bayan E. Ostrom, Nobel ekonomi ödülüne layık görülen ilk kadın oldu…. Her şeyi “sat –kurtul” basitliği ve sığlığına indiren, kumarhane kapitalistlerinin ve “sözde” piyasa tapınıcılarının çok da hoşuna gitmeyecek böyle bir Nobel ekonomi ödülü verilmesi oldukça önemli.
Dingil dingil konuşma kardeşim, sanki geçen seneki ekonomi nobeli piyasaya tapan birine mi gitti, Keynesin müridi Krugman aldı ödülü, duyan da hep piyasacılara veriliyormuş zannedecek, meydanı boş bulup yalan atmaya kalkarsan nah böyle yakalanırsın işte. Senin kafa hala 30′ların Sümerbank basma fabrikasında kalmış, Demirel usulü halk dalkavukluğuyla prim yapma ayaklarını bırak, zaten TRT vergicilerine bozuğum, ağzımdan kötü bir laf çıkmasın akşam akşam.
TRT vergisi konusunda:
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Kurumun gelirlerini artırmaya yönelik düzenlemelere ilişkin eleştirilerin haksız olduğunu belirterek, ”Kamu yayıncılarının parasını halk öder, bu ilave bir vergi değildir” dedi.
Başlatma be kamu yayınına da ilave vergine de, yüzsüzlük, terbiyesizlik almış başını gitmiş, işe bak. Halk sizin savaş esiriniz mi uyuz televizyon yayınlarınızın parasını ödesin, adamdaki ukalalığa bak, mecbursunuz ödeyeceksiniz diyor. Bu küstah herifi nereden bulmuş AKP, hayret yahu.
Konya’dan haber:
Ekim ayı başında “at kestiği” ihbarı üzerine evine ve işyerine baskın yapılan lokantacı Y.A.’nın yaklaşık bir yıl önce de at keserken yakalandığı ve “kendim yemek için kesiyorum” diyerek ceza almaktan kurtulduğu ortaya çıktı.
Daha geçen hafta Konya’ya yolum düştü fırın kebap yedim, şimdi oldu mu şu haber? Bu arada kendim yiyecektim demek hukuki açıdan mazeret sayılıyorsa ne iyiymiş, sahte rakı yap, kendim içecektim, sahte deterjan yap, kendi çamaşırımı yıkayacaktım de, ne ala memleket. Bu herife ceza olarak kestiği etleri gerçekten yedireceksin, onu daha önce salıverenleri de sofraya buyur edeceksin, yemeğin ardından atın kaval kemiğiyle Allah yarattı demeyeceksin ki ülkede hukuk düzene girsin. Şerefsizler.
Yapma kardeşim yahu elin korsanı ne anlar Atatürk’ten yahut başkasından adamın gözü dönmüş para istiyor, sen saçmalıyorsun, bir de hangi dilde anlattın ulu önderi onu da bilmek zor. Allahtan adamlar “abuk subuk konuşup asabımızı bozma” diyerek seni denize atmamışlar da para gelince salıvermişler. Salaklıkta zirve yarışını bırakmayacağız bu gidişle.
Detaylar için > İzlenimler.
Hıncal Uluç:
Hoş görerek başaracağız..
Şehit annelerini de hoş göreceğiz.. Kandil dönüşünü bir siyasal şova döndürenleri de.. Hepsini sindirecek, hepsini özümleyecek, ama barış yolunda yürüyüşümüzden tek adım geri atmadan ileriye, hep ileriye gideceğiz.
Türkiye bir barış ülkesi olmaya mecburdur, mahkûmdur!..
Barışacağız!.
30 yıldır süren savaşı, 30 yıldır ağlayan anaların gözyaşlarını, korkularını, tedirginliklerini bitirmeye yönelik her adımı, inançla, gururla ve dimdik başımızla atarsak, barışacağız.
Türkiye, Türkiyem, barışa layıktır!..
Helal Hıncal hocam, işte çevremdekilerin tuhaf bulmasına rağmen seni eskiden beri takdir etmemin sebebi. Bir de 90 Dakikayı bir an evvel başlatsanız daha iyi olacak, meydan bir sürü çığırtkan yaratığa kaldı, spor programı izleyemez olduk. Sırf hanım dizi var diye seyrettirmediğinden, 90 dakika için ikinci televizyon aldım, masraf ettim, siz işi bıraktınız. Bekliyorum, eğer program başlamazsa sesimin tonu değişir, bilginiz olsun.
Ütülenme sırasında hasara uğradığı gerekçesiyle geçtiğimiz Ramazan ayında ziyarete açılmayan Hırka-i Şerif’in kurtarılması için 1 milyon Türk Lirası ayrıldı.
Olmaz kardeşim, 1 milyon lira az para mı, yüce peygamberimiz fakir milletin vergilerinden toplanan büyük bir meblağın kendi eski hırkası için harcandığını duysa derhal o işe bizzat mani olurdu. Hatta özel şahıslar bu işi üstlense, devlet para harcamasa, o dahi lüzumsuz bir israftır. Kaldı ki hep içimizden biri olarak yaşamış tevazu abidesi olan Hz. Muhammed’in hırkasının, bir takım eşyasının bugün sağda solda sergilenmesi, cahil kalabalıkların bunları ağlaya zırlaya tavaf etmesi, yerlerde yatıp yuvarlanması, dokunacağım diye birbirini çiğnemesi, puta tapıcılık benzeri rezillikler sergilemesinin ne islamla ne de insanlıkla ilgisi yoktur. Bu hırka derhal Medine’ye gönderilip orada kendisinin kabrine bırakılmalı, tüm müslüman alemi bu acayiplikten kurtarılmalıdır. İslam akıl, ilim, fen dinidir, bugünkü yatır, türbe, şeyh, mezhep, mızraklı ilmihal temelli garabetin dini mübini islamla alakası yoktur, buradan defalarca uyarı görevimizi yaptık.
Neticede o 1 milyonu harcatmamak yolunda üzerime düşeni yapacağımı ilan ederim. İsteyen istediği mahalle baskısının esiri olsun, beni bağlamaz.
Domuz gribi haberi:
Isparta’da mevsimsel gribe yakalanan birçok insan domuz gribi endişesiyle hastanelere başvuruyor. Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hamdi Özen, mevsimsel grip ayında olunması nedeniyle domuz gribi belirtilerinin normal grip türüyle benzerlikler taşıdığından, insanların panik yaptığını kaydetti... Özen, normal gribal enfeksiyonların domuz gribine göre daha etkili olduğunu, yılda 250-300 bin ölüme neden olduğunu kaydetti.
Televizyonlara, internete bakarsan Türkiye’de yarın grip katliamı olacak zannedersin, bak ilim adamı söylüyor, normal grip daha tehlikelidir, boşa paniklemeyin diyor. Demek ki birileri bu kargaşadan avanta topluyor, aşı satanı, haber bulamayanı, siyasetçisi, bürokratı bu işten kendine malzeme çıkarıyor. Asıl tehlike domuz gribi değil domuzluk peşindeki medya mensupları ve felaket esnafıdır, varsa bunlara karşı aşı olalım.
TRT soygunuyla ilgili bakanın beyanatı:
Bakanlar Kurulu kararıyla bazı ürünlerin satışından elde edilen TRT payının artırılmasına Sanayi Bakanı Nihat Ergün‘den açıklama geldi. Bakan Ergün “Krizden çıkış ortamında kamunun harcamalarını fiananse etmek için satışı yüksek ürünlerden kamuya transfer yaratması normaldir” dedi. Ergün, her verginin rahatsız edeceği bir yönün olduğunu, ancak kamu dengelerinin kurulması açısından verginin vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Şu zamana kadar AKP içindeki eli yüzü düzgün adam dedim diye tepemize mi çıkacaksın be, ne demek kamuya transfer filan, bize ne TRT denen ucube hortumculuk kanalının giderinden, kamuna da, dengesine de, finansmanına da dedirtme, terbiyesizliğin alemi yok, beş para etmez programlara milyon dolarlar verildiğini, eş, dost, yandaşın zengin edildiğini görmediğimiz mi zannediliyor. Ey AKP ricali; 2002 yılında attığınız devlet lüzumsuz harcamaları kısacak, TRT payı elektrikten kaldırılacak, makam arabası, sosyal tesis saltanatı bitecek yalanlarını unutmadık, sırf Kürt, Ermeni açılımıları hatırına sesimizi kesiyoruz diye ekonomik salaklığınızı onayladığımızı zannetmeyin. Derhal sırtına bindiğiniz mazlum halktan özür dileyip bu edepsiz kanunu geri çekin, aksi halde yüce Türk milleti hak ettiğiniz okkalı şamarı demokrasi meydanında suratınızda patlatacak, haddinizi bildirecektir. Bakanlarda, başbakanda bir gram şeref varsa bu pislik kısa zamanda temizlenir, aksi halde milletin sokağa dökülmesi, infiali, isyanı için elimden geleni yapacağımı nah buradan ilan ediyorum.
Bu ne yahu mübarek cuma günü uğraştığımız işe bak, hırsız TRT’cilere vatandaştan ilave para aktarılacakmış, falan, filan. Hayret birşey.
Hürriyette doğruluğu ve sonuçları konusunda şüphe uyandıran bir haber:
Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), kanal sayısını artırıp masraflarını fazlalaştırınca; daha çok gelir sağlamak için kendisine yeni gelir sağlama yolu buldu. TRT, üzerine radyo veya TV alıcısı eklenen her türlü elektronik ürüne bandrol satarak, kendisine yeni gelir kaynağı yaratacak.
Ulan hani elektrikteki TRT kesintisini kaldıracaktınız, bu bandrol davası nereden çıktı, insafsızlar, vicdansızlar, millet düşmanı zorbalar. Vatandaşın sırtına Kırım Kongo kenesi gibi yapıştınız, iliğimizi sömürdünüz be, yuh olsun. TRT’nin bir tane kanalını izleyen yok, külliyen lüzumsuz, israf, başındaki adam megaloman, defedin, kapatın desek de boş. AKP hükümeti bu rezaleti nasıl izah edecek, Maliye ve Sanayi Bakanları, dik durun kardeşim, bir kıçı kırık memura yuları kaptırıp asabımı bozmayın benim.
Başkan adayını konuşturmadılar
MHP Genel Başkanlığı için bir süre önce adaylığını açıklayan Hakkı Şafak Ses, partililerle toplantı yapıp kendisini anlatmak üzere geldiği İzmir’de, partinin gençlik kolları üyesi bir grubun müdahalesiyle karşılaştı. Yaklaşık 30 kişilik grup, kürsüyü devirip, Ses’i tartakladı. Müdahale eden polis ile gençler arasında arbede yaşandı
Hakkı efendi, senin töreden haberin yok anlaşılan, 10 sene evvel MHP gençliği Cemal Enginyurt önderliğinde Sadi Somuncuoğlu’nu tekme tokat döverek sopa zoruyla cumhurbaşkanlığından vazgeçirdiğinde bu hareketi töre gereği diye savunmuşlardı. Büyükleri dövmenin töre olduğu bir yerde senin gibi çerezleri dakikasında harcarlar, haddini bil. Ayağını denk al, edebinle meydandan çekil, gençliği töreyi uygulamaya mecbur etme.
Bursa’nın Gemlik ilçesinde girdiği okuldan topladığı bilgisayarları pencereden atan alkollü hırsız nara atınca yakayı ele verdi.
Bir işinizi de düzgün yaptığınızı duyalım be, bu ne ciddiyetsizlik, yazıklar olsun, salak herif.
30 ayrı ilde eş zamanlı olarak 100′e yakın akaryakıt istasyonuna yönelik jandarma operasyonunda, kurdukları düzenekle kaçak akaryakıtı yasal olanı ile birlikte sattıkları iddia edilen çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Siz asıl operasyonu benzinden, mazottan yüzde beşyüzbin vergi alan devlete düzenleyin, kaçağın yegane sebebi anormal vergilerle şişen fiyatlardır. Tabii vergiyi kutsal zanneden şaşkınlardansanız operasyonu alkışlayın, orası sizin bileceğiniz iş.
Galatasaray’ın eski yıldızlarından Gheorghe Popescu, UEFA Avrupa Ligi maçında Dinamo Bükreş karşısında sarı kırmızılı takımı tutacağını açıklayınca Romanya karıştı.
Ne var bunda, ben ve bizim oğlan da akşam Beşiktaşlı olarak Dinamo Bükreşi tutacağız, Fenerin de rakibi her kimse onu tutacağız, tersi olsa anormal olurdu. Popescu doğrusunu yapmış, takımcılık milliyetçilikten çok daha güçlü bir duygudur, yalancılık yapmaya gerek yok. Bakalım ben bunu dedim diye Türkiye karışacak mı.
Fatih’te, ihbar üzerine bir kasap dükkanına gelen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri, dükkanın bodrum katında sağlıksız koşullarda kesilmek üzere bekletilen 30 keçiye el koydu. Ekipler, etin kilosunu 9 liradan sattığı öğrenilen iş yeri sahibine 1100 TL para cezası kesti.
Ne oldu şimdi, devlet duruma el koydu da iyi mi oldu, fıstık gibi 9 liraya et yiyebilecek vatandaş 20 liraya mahkum edildi, sanki cümle kasaplar en sağlıklı ortamda et kesiyormuş gibi palavra atılıyor. Bodrumda değil de çatıda, avluda kesse ne fark edecek. Geçin bunları, derhal et ithalatına başlanmalı, vatandaş devletin düzenlemeleri sebebiyle ihya olan eşşek, at, leş kasaplarının 15 liralık kıymasından kurtarılmalıdır. Arjantinden en sulusundan biftekler 3-4 liraya getirilmeli, vatandaşın midesi bayram etmelidir. Millete bu eziyet nedir, tavuk yemekten midemiz bir hoş oldu. Sanayi Bakanı Nihat bey, seni akıllı adam bilirim ve severim, kabinedeki 2-3 kafalı adamdan birisin, bir büyüklük yap Türk et ithalatçısının önünü aç, vatandaşı bu zulümden kurtar.
Başörtülü talebe Çanakkale gezisine alınmamış, Milli eğitim Müdürlüğü de açıklama yapmış:
Muğla Milli Eğitim Müdürlüğü, konuyla ilgili AA’ya yaptığı yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
”Bakanlığımız Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğünün Eylül-2009 tarihli emirlerinin 20. maddesine; geziye katılan öğrencilerin Milli Eğitim Bakanlığı kılık kıyafet yönetmeliğinin okul forması hariç diğer hükümlerine uymaları gerekmektedir denilmektedir. … Geziye katılacak öğrencinin seçimi ve uyacağı kurallar bakanlık emri gereğince İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve okul yönetiminin sorumluluğunda olup, bu yönde öğrencinin bilgilendirilmediğinin tespiti halinde okul yöneticileri hakkında gerekli işlem yapılacaktır.”
Tamam, müdür yavşaklığına bunu yapıyor, adam her tür dini ve manevi değerlere kinli bir rejim öğretmeni, onu anladık lakin kendisinin haklı olduğu yer yok mu, ortada kabak gibi bir Bakanlık emri var. AKP’li bakan ve ona bağlı müdürler bu tür anlamsız emir ve genelgeleri düzenlemezse müdür de elbette buna uyacaktır, en azından zorbalığına, işgüzarlığına kılıf bulabilecektir. Hükümetin yasa, yönetmeliği uygun olmazsa o da işgüzarlık yapamaz, yalan mı.
O başörtülü kız medyaya zırlayacağına gidip Nimet Çubukçu ve Tayyip Erdoğan’ın yakasına yapışsın, dingil dingil talimat, emir, yönetmelik yayınlayanlardan hesap sorsun.
Türk şehitliğindeki ve diğer yerlerdeki Türk bayraklarını kaldıran Azerbaycan’dan bir yetkili:
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in siyasî islerden sorumlu başmüşaviri Prof. Dr. Ali Hasanov, “En çetin günlerde bile Türkiye’nin bayrağını başımızın üstünde tutmaya hazırız.” dedi.
İşte en çetin gün gelmiş, haydi sıkıysa indirdiğiniz bayrağı geri asın bakalım. Ama hayır, işiniz gücünüz palavra, Bursa’da Azeri bayrağı çöpe atılmış diye demagoji yapılıyor. Kaldı ki sana bayrağı başıyın üstünde tut diyen yok, laga luga yapma yeter. Cirminiz ne ki yüce Türk milletine kafa tutmaya kalkıyorsunuz be, hem Karabağ’da sizi perişan eden Ruslara yamaklık yapacaksınız, hem de şımarık çocuk gibi senelerdir arkanızda duran Türkiye’ye küfranı nimet edeceksiniz, aklınızı başınıza toplayın, adam gibi özür dileyin, şerefsizlik yapmayın.
İstanbul’da ödevlerini yanlış yapan üç öğrencisini döven öğretmen İ.Ç. hakkında savcılık 15 yıl hapis istedi
Ya rabbi şu karanlık gecenin yok mu sabahı derken bu nasıl enfes bir haber, bu savcının alnı, eli öpülmeli, makam arabası yenilenmeli, derhal 3 ay ücretli izin verilmelidir. İşte size açılım, ne Ermeni, ne Kürt meselesi Türkiye’de asıl devrim budur. İ.Ç. denen zorba alçak 15 seneyi geçtik, 15 gün hapis cezası alsın işte Türkün, Kürtün ve tüm insanlığın bayramı o gündür. Haydi sayın hakimler, sıra sizde, İ.Ç’ye haddini bildirin, bir aferin de size çakayım. Gazanız mübarek, yolunuz açık, cenabı hak muininiz olsun.
NASA, Ay’ı 2. kez vurdu
ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, su bulma umuduyla Ay’ın güney kutbunu vurdu.
Dellendiniz mi kardeşim, ayda suyun işi ne, kaldı ki böyle su mu aranır, indirin bir araç artezyen kuyusu filan açın, hatta damla sulamaya geri ödemesiz kredi veriliyor, o yola bakın. Her işin bir usulü var. ABD vatandaşının vergisini çarçur ediyorsunuz, bari düzgün yalan söyleyebileceğiniz yollar kullanın, arıza çıkarmayın.
Bekir Coşkun:
…İlhan Selçuk yarım asırdan fazladır “barış-sevgi-huzur-güven-çağdaşlık-hukuk-demokrasi” üzerine yazılar yazdı, suç oldu… Ama vatana kurşun sıkanların başı Apo‘nun yol haritasına bakıp bakıp teröristleri çikolatayla karşıladınız…
Yapma be adam, İlhan Selçuk ile barış, sevgi, güven, demokrasi kelimeleri aynı cümle içinde ancak olumsuz anlamda kullanılabilir, bizi eşşek yerine koymaya kalkma. Fatih bey, şu adamı tez elden yollayın, başınıza iş açar, niye masraf ediyorsunuz anlamak mümkün değil.
NTV’nin haberinde Türkiye’nin bayrak indirme krizi ile ilgili olarak Azerbaycan’a nota verdiği bildirildi.
İki gündür millet bununla yatıp kalkıyor, yok Azeriler bayrak indirmiş, ertesi gün tekrar takmış bilmem ne. Güya Ermenistan maçında Azeri bayrağına saygısızlık edilmiş vs. Halbuki ben maçı gördüm, polis getirmeyin dendiği halde boynuna Azeri bayrağı dolayan işgüzarlardan topladığı bayrakları bir kutuya dolduruyordu, ne yapacaktı, bayrakları kutuya atmadan öpüp başına mı koyacaktı yani. Azeriler de Türk şehitliğindeki bayrağı indirmişler, o onların siyasilerinin zavallılığını, acizliğini, cahilliğini, saygısızlığını gösterir ve de kendileri bilir. Neticede orası ayrı bir ülke, kendi yasaları var. Türkiye ile Azerbaycan arasında halkların romantik kardeşliği dışında ne alaka var, politikada böyle kardeşlik ayakları işlemez. Kardeşlik gerçek olsa bizim Ermeni sınırını kapatmamız karşılığında beleş gaz, petrol verirlerdi, bir hayırlarını görürdük, o da yok.
Bir diğer nokta da, Aliyev Allahın günü Sarkisyan ile görüşecek, bakanlar sürekli temas halinde olacak bir laf edilmeyecek, Sarkisyan ile Gül konuşunca millet kudurmuş gibi bağırıp çağıracak, ne ala memleket. Tarihi içeriği Türkiye’de hemen hiç bilinmeyen, Azerbaycan’da da resmi ideoloji pompalaması ile karartılan Karabağ konusunda Azeriler bir halt etmeden oturup zırlayacaklar, onlara ayıp olmasın diye biz Ermenistan ile sınırı kapatacağız, işin ceremesini koca Türkiye çekecek öyle mi, geçin kardeşim bu traşları. Türk ve Azeri siyasi, diplomatlara sesleniyorum: Medya yönlendirmesiyle, resmi eğitim yalanlarıyla şapşallaştırılmış, cahil bırakılmış halk kitlelerinin yer aldığı tribünlere oynayarak puan alma, prim yapma gayretini bırakın, ayağınızı denk alın, adamın asabını bozmayın.
Diğer taraftan resmi erkanın diplomatik budalalıkları, Bakü’de semt pazarında patates alırken Türkiye’den geldiğimi duyunca beni canı gönülden kucaklayan Azeri esnaf kardeşime, herhangi bir Türk takımının başarılı neticesi üzerine Bakü sokaklarını ayyıldızlı bayrakla donatan cefakar Azerbaycan halkına saygı duymamı, Hazar Denizine nazır çay içme keyfini inkar etmemi gerektirmez. Sapla samanı karıştırmayalım.
Saatlerinizi geri almayı unutmayın!
Yaz saati uygulaması bu hafta sonunda sona eriyor. 25 Ekim Pazar günü 04.00′de saatler 1 saat geri alınacak
Hani bu saçmalıktan vazgeçilecekti, AKP hükümetinin ettiği lafların yarısı kofti çıkıyor. Milletin başını döndürmeyin kardeşim, saati sabitleyin bir yere ne halt ettiğimizi bilelim. Adamsanız bundan sonra kararınızdan dönmezsiniz, Mart ayında saatler değişirse tepkim çok daha sert olur, bilginiz olsun.
Nevşehir’den haber:
Et yiyen örümcek bulundu
Et fiyatlarından dolayı biz yiyemiyoruz, bu mübarek hayvan iyi şanslıymış. Arjantin’den et ithalatı başlamadıkça örümceğe daha çok imreniriz bu gidişle.
Liberallere kafayı takmış Zaman gazete yazarı:
Liberal yazarlara 9 sorumuz var. Sakin bir üslup, analitik bir dille cevaplarını bekleriz
Kardeşim senin o soru diye sordukların külliyen demagoji, hala çıkıp “hangi ulus şunu yapmış, ulus devlet” falan diyorsun. Kim ne halt ederse etsin, ABD, İngiltere birşey yapmış, o halde o liberalliktir diyen mi var? Bunu ancak üç beş şaşkın ısıtıp ısıtıp getirir, sen de bunlardan birisin. Sakin üslupla cevap bekleriz demişsin, adam gibi git iki kelam oku, işimiz bitti de yıllar boyu laf anlamayanları mı eğiteceğiz, hala timsahla ördek, sazan balığıyla köpek balığı aynı havuzda geyiği yapıyorsun, başlatacaksın analitik diline, hayret yahu.
Amerikan Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, ABD ekonomisinde rekor seviyelere yükselen bütçe açığının azaltılması ve Çin gibi bütçe fazlası veren ülkelerdeki tüketicilerin de daha fazla harcama yapması gerektiğini söyledi.
Sana ne be Çinli vatandaşın harcamasından, ister harcar, ister sana inat tasarruf eder biriktirir, keyfinin kahyası mısın, bu ne haddini bilmezlik, hayret yahu.
Şehzade Mehmet’in dillere destan sünnetini canlandırmak için İstanbul 2010 Kültür Başkenti’ne sunulan 12.5 milyon TL’lik proje, TBMM gündemine taşınacak
Ne kültür başkenti be abuk subuk şaklabanlıklarla devleti yolmanın planı bunlar, kime ne filanca şehzadenin sünnetinden, belediye ve kültür bakanlığı yolunmaya, ahbap çavuşu semirtmeye teşnedir muhtemelen lakin biz daha ölmedik. Ne spor, ne kültür etkinliğine gerek yok, bunlar külliyen palavradır. Ha, AB’den filan tırtıklanıyorsa ne ala, lakin onlar bile bu kadar enayi değildir, zannetmem. Aklınızı başınıza alın, haram paradan, milletin hakkından uzak durun, şerefsizliğin alemi yok.

Fatih hoca istatistik dersi vermiş:
Görevde bulunduğu 2005-2009 arasında milli takımın aldığı sonuçların ortada olduğunu anlatan Terim, şöyle devam etti: ”Bu 4 yılda attığımız gollerin yediğimizden, galibiyetlerin yenilgilerden fazla olduğunu, maçların yüzde 72’sini kaybetmediğimizi göreceksiniz. Yani istikrarı göreceksiniz.
Hocam Allahını seversen traşı kes yahu, yüzde 72 filan nasıl laf, kafa mı buluyorsun, ben neticeye bakarım, in short the tabhele, işte ayna gibi manzara ortada. Bir ara profesörlük ünvanı almıştın, ona mı güvenip istatistik fırıldakları çeviriyorsun bilmem ki. Bırak artık, hala meddahlık ediyorsun, ayıptır.
Bir ekonomist hocanın sitesinden:
Kayseri’den gelerek kendilerini Hızır ve İlyas Peygamber olarak tanıtıp, cennetten yer ayarladıklarını ileri süren 2 kişi, Çorum’da 5 kişiden 20 bin lira değerinde ziynet eşyası ve nakit para alarak kayıplara karışmış.
Gene onlar iyiymiş, biz zamanında bunların Allah, peygamber birlikte iş tutanını da gördük. Hocanın yazısını görünce, 2006 yılında siteler esnafını yolan bir çeteyle ilgili haberi hatırlatayım dedim.
Bir yazar.
Nutuku orijinalinden okuyamayan nasıl Atatürkçü olur?
“Nutuk’u orjinalinden okuyamamak her şeyden önce samimiyetsizliğin göstergesidir. Bir ideolojiyi ömür boyu savunacaksın, temel kitabını okuyup anlayamayacaksın…”
Ne alakası var be, o mantıkla müslüman olmak için herkes Kuranı Arapça okuyup anlamak zorunda mı kalacak? Nutuk’ta ne yazıldığı belli, ister orijinali olsun ister sadeleştirilmiş ne fark eder, mesaj aynı nasıl olsa. Salak salak yazıp durmayın.
Ankara Valisi Önal, Atatürk Heykeli’nin boyanmasıyla ilgili ‘Bir gün geç kalsak, bunu yapanlar belki de Zafer Anıtı’nı da boyayacaklardı’ dedi
Kardeşim senin işin yok mu, git vatandaşın derdiyle uğraş, millet çöplükte ekmek arıyor, sen heykel takibindesin. Heykelin rengi kimseyi ilgilendiren birşey değil, heykelin kendisi, rengi, tipi, büyüklüğü vs. Türkiye’de şaşkın bir iki memur ve ilkokul öğretmeni dışında aklı başında bir kişinin dahi umurunda ise yarın blog işini bırakırım, aha şuraya yazıyorum. Sırf hava civa, palavra. Kadim zamanların helva putperestlerini geçtiniz be, avare misiniz nesiniz, hayret birşey.
Okul, zorunlu eğitim filan derken Murat Karun’un bir alıntı yaptığını gördüm. Meğer Farish diye bir adam bugünkü fabrikavari okul sistemini geliştiresiymiş:
… Farish bunun uzerine daha fazla ogrenciyi islemesini saglayacak “not sistemini” icat etti. Bu sistem fabrikalarda, mesela montaj bantindan cikan bir ayakkabinin ‘nota uygun (up to grade)’ olup olmadigini anlamak icin kullaniliyordu. Ayakkabiyi ureten isciye buna gore para odeniyordu. [..] Bu sistem Farish’in cebinin dolmasini sagladi [..] Artik bir ogrencinin dersi anlayip anlamadigi icin onunla iletisimde olmasi gerekmiyordu, not sistemi ona her seyi soyluyordu [..]
Tabii şimdi sadece not sistemi olsa öper başıma koyarım, hızardan çıkmış düzgün odun manasındaki iyi vatandaş yetiştirme amaçlı zorunlu eğitim sistemi köleliği sanayi toplumuna hastır ve okul, fabrika, cezaevi, tımarhane (Türkiye’de kışla ve camiyi de ilave edelim) benzer amaçlı yerlerdir derken boşa atmıyormuşum demek ki. Okuyup yazanlar, ilim ehli de teyit ediyor ne güzel.
Terim’e talip var:
Ermeni gazeteci: Türkiye dostluk istiyorsa Terim’i bize vermeli!
Aman durun kardeşim, işler yoluna giriyor derken yarın Terim yüzünden gene hır çıkmasın. Terim önce Ermenistan bütçesinde bir delik açar ardından da gelişme sürecindeki Ermeni futbolunu baltalar, açılım gümbürtüye gider, aman diyeyim.
Terim’in ardından:
Bursaspor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, Türk futbolunun ve milli takımın başarısı için Fatih Terim ve ekibinin görevine devam etmesi gerektiğine inandığını söyledi.
Sen önce 8-0′ın hesabını ver, boş boş atıyorsun. Terim külliyen başarısız olmuş, sefil bir grupta ikinci bile olamamış, sen buna rağmen Türk futbolunun ve milli takımın başarısı için devam etmesi gerekir diyorsun, bu nasıl perhiz ve turşudur şaşkın adam. Milli takımdaki ilk icraat Emre gibi ruhsuzların defolup gitmesidir, sonra karizmatik ve eli sopalı bir adam işi çözer. Ertuğrul, Bülent gibi köylü tiplemeleriyle bu iş yürümez, Derwall, Piontek ayarında biri lazım, gerisi boş laf.
Yorumcumuz yüksekökçe medya ünlülerinin yazışma trafiğine katılarak meşhur olmuş:
Ahmet Hakan skandalında şok gelişme! Medyafaresi açıklıyor!
MEDYAFARESİ ÖZEL- Ahmet Hakan’ın Damla Gürel tarafından suçüstü basıldığı olayda ilginç ayrıntılar ortaya çıktı. Ahmet Hakan’ın yazdıklarını Damla Gürel’e kim söyledi?
…
@yuksekokceden çok çirkin bir olaydı… ben haber verdim evet… hakkında kuşku uyandırdığı insanlar benim de dostum.. suskun kalamazdım@nuhgonultas Ahmet Hakan’ın twitterda dün aksam yedigi haltın sonucu bu iste.. 7-8 kişilik masadaki hadiseyi 2 kişilik gibi yazdı ahmethc
Helal olsun, ben yıllardır atar tutarım daha bir yerde adım çıkmadı, işe bak. Twitter adamı dakikasında meşhur ediyor demek ki.
Bugün gelen bir eposta mesajı:
Hi, Stresabi.
You have a new direct message: yuksekokceden: Hey, I just added you to my Mafia family. You should accept my invitation! vs. vs
Ne oluyor yahu, mafyaya ingilizce yazılmış eposta daveti ile mi giriliyor, ne iştir, anlayan varsa beri gelsin. Kafa buluyorsanız yanlış adama çattınız, ben helal yoldan ekmek derdinde bir adamım, mafyayla, çeteyle işim olmaz, o kadar.
Olaya bak:
CHP TBMM Grubu’nda bazı partililer, terörist Abdullah Öcalan’ın sözkonusu cümlesinin içinde Mustafa Kemal Atatürk’ün isminin de geçmesi sonucu bir anlık dalgınlığa kapılarak Öcalan’ın sözlerini alkışlamaya başladı.
Adamlar lafı dinlemiyor ki, otomatiğe sarmışlar, neyse, savcılar göreve diyelim kısaca.
… deneyimli teknik adamın nereye gideceği merak konusu oldu. Terim’i İtalyan devi Milan’ın ardından İspanyol temsilcisi Atletico Madrid’in de listesine aldığı öğrenildi.
Atıp durmayın kardeşim, Milan enayi mi sütten bir defa ağzı yanmış adamın, şişirip durmayın, mal meydanda işte, öyle orada burada talibi olsa çeker giderdi. Yok listeye almış, kanca atmış, bilmem ne, sallamayın. Bundan ötesi Türkiye’de komedyenliktir.
Yazı başlığı:
Eşimi nasıl mum gibi yaparım?
Bırak vatandaş olduğu gibi kalsın, mum nedir, herkes işiyle gücüyle uğraşsın, bunlar nasıl laflar, millet iyice psikopat oldu çıktı yahu. Ailede avare adam bırakmayacaksın, abuk subuk gelişim kitaplarını da eve sokmadın mı huzuru yakalarsın, işte sana evladiyelik formül.
Atatürk anıtını ‘altın’ rengine boyadılar
BOYANAN ATATÜRK HEYKELİ TEPKİ ÇEKTİ
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ulus Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’nın boyasının silinerek heykeltıraşlar gözetiminde ve denetiminde eski haline getirileceğini bildirdi.
“Tepki çekti” lafı salakça da, hakikaten bu heykel davası muammadır, boyamasan bakımsız kaldı, boyasan tonu tutmadı derler. Vatandaş da idareciler de kafayı sıyırmış durumda, dünyanın gözünde bir ucubeye döndük, geçen gün bir iki yabancı bu hallerimizle alay ediyordu, “siz de kızılderilileri kestiniz, zencileri köle yaptınız, biz Viyana kapısında at oynattık” filan dedim ama kulak asmayın, iş kabak gibi ortada. Rezillik dizboyu, bilmem ne halt edeceğiz.
Siyasi mektuplaşmaların ardından:
Erdoğan: Baykal’a teşekkür ederim
Kardeşim bırakın bu ağızları, asilzade mektubu yazar gibi yok arzı hürmet ederim, teşekkür ederim bilmem ne, dün gördüm Baykal’ın yazdığı şeyi koca bir zarfa koymuş getirmişler, adam gibi açın telefonu yahut gidin bir yerde ne diyecekseniz deyin, iş mi şu yaptığınız, tiyatro mu oynuyorsunuz. Vatandaş çileden çıkmadan ne halt edecekseniz edin, hayret birşey.
Konya’da okul yerine hayvan otlatmasını isteyen babasından sürekli dayak yediğini iddia eden 14 yaşındaki lise 2’nci sınıf öğrencisi O.A., 5 katlı inşaat halindeki binadan atlamak istedi. Okul kıyafeti ve okul çantası ile birlikte intihara kalkışan O.A., polisin ikna etmesi üzerine indirildi. Ardından Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne teslim edildi.
Öğretmenlere laf ettik lakin ailede şiddet yok da demedik. Daha ileri gidelim, bu ülkede şiddet hayatın ayrılmaz bir parçasıdır, devlet okulu, devlet kışlası, devlet kuran kursunda, devlet çocuk ve yaşlı evinde sistematiktir, ailede ise ebeveynin psikopatlık düzeyine bağlıdır. Bu örnekte çocuğun tez elden zorba babadan kurtarılması, okuldaki zorba öğretmenlere ve sivil bir aile almadığı takdirde yetiştirme yurdundaki vicdansız görevlilere verilmesi ama takibinin de yapılması, fukara çocuğunun mümkün olduğunca memurlara ezdirilmemesi, babaya da eşşek sudan gelene kadar sopa çekilmesi şarttır. Okul ve aile içi şiddette taviz diye birşey yoktur, çocuk her iki halde de savunmasız olduğundan yapılan şey işkence hükmündedir, buna göre tecziyesi icap eder. Aksini iddia eden buyursun gelsin.
Avrupa Birliği Komisyonu Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun kaldırılmasını istedi..
Nihayet sıra bu utanç vesikasının yok edilmesine geldi demek, en zoru budur bak, onu da söyleyeyim. Bir sürü cahil ve hödük bu ucube yasanın aslını astarını bilmeden “ne yani kaldıralım da herkes sövsün mü” diye salak salak konuşur artık. Lakin Ermeni, Kürt filan derken iş gelip buraya da dayanacaktır, bu açılım yapılabilirse, Türkiye ulu önder Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin tozunu atmazsa ben adam değilim. Tabii direnen çok olacak, sarıklı, sakallı meddahlar piyasaya sürülüp Atatürk’ün sırtından rant sağlayan alçaklar cari düzenin devamı için ölümüne mücadele edeceklerdir. Bakalım AB desteğiyle bu iş başarılabilecek mi, zor ama neden olmasın.
Devlet Üniversiteleri de açılmış:
… Selçuk Üniversitesi’ni kazanan yaklaşık 10 bin öğrenci, Türk Dili dersinin sınavlarına girebilmek için şifre satın almaya zorunlu tutuldu… Kitabı satabilmek için kitapla birlikte bir CD de hazırlatan akademisyenler derslere giren okutmanlar aracılığıyla öğrencilerin kitabı satın almasını zaruri kılmak üzere sınavların internet üzerinden yapılmasını kararlaştırdı.
Yahu öğretmen kesimi bir alay beleşçi gaddar dedik lakin öğretim üyeleri öğrencileri dövemese de dandik kitaplarını satarak dövmekten beter edebiliyorlar demek. Ne akıl var millette yahu, tam soyguncu esnafı bunlar. Kaldı ki Türkçe, İnkılap filan neyin nesidir, ilkokuldan bu yana milletin kafası cacık olmuş zaten, İnkılap dersi külliyen yalanın tarihi, Türkçe dersini alan da, veren de iki lafı bir araya getiremez, YÖK sistemine bak çay demle. AKP YÖK’ü ele geçirdi ya, bunun ortadan kaldırılması lafı da bitti. Halbuki en az Milli Eğitim ve Diyanet kadar şer odağıdır bu YÖK. Öğretim üyeleri milleti soyma gücünü oradaki yönetmeliklerden alıyordur Allah bilir. Yuh olsun.
Baskın Oran:
Ulusalcılık, ulusal ezber dışında bir şeye izin vermeyen laik bir dindir.
Onu ben senelerdir söylüyorum hocam, az mı dinlerarası diyalog davulu çaldık sağda solda. Öte yandan senin gibi lafı dinlenir birinin söylemesi iyi olmuş, neticede beni takan eden yok. Diğer yazdıkların da güzel, şamarı iyi çekmişsin, eline sağlık.
Terim direniyormuş:
‘Güven tazelemek’ için istifa sinyali veren, ancak Özgener’in ‘kabul’ hamlesiyle şaşkına dönen Fatih Terim, “İstifa ettim mi ki? Ben sadece ‘Bursa’daki maç, veda maçımız olur’ dedim” diyerek dert yandı.
Kardeşim Allahını seversen çek git, sabah sabah asabımı bozup ağzımı açtırma benim, başlatacaksın veda maçına, hasta mısın nesin, hayret yahu. Şu klibi izleyeyim de biraz sinirim geçsin bari.
Taraf Gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı:
“Şişli Bomanti’deki Ermeni mahallesindeki Talat Paşa İlköğretim Okulu’nun adının değiştirilmesini hükümete öneriyorum. Daha önce okulun ismi Atatürk İlköğretim Okulu’ydu sonradan Talat Paşa oldu”
Doğru söylemiş, bir o da değil, Muğlalı Kışlası garabeti de tez elden temizlenmelidir, birkaç manyağın pisliğini biz niye taşıyacakmışız ki. Kendi tarihimizdir diye külliyen yanlışlara evet mi demek zorundayız, kafasızlık etmemek lazım.
Eğitim haberleri devam ediyor:
Manisa’nın Salihli ilçesinde bir öğrenciye, tüm öğrencilerin gözü önünde “eşek gibi anırma cezası” verildiği iddia edildi. Olay, Salihli’deki Misak-ı Milli İlköğretim Okulu’nda İstiklal Marşı’nın okunması sırasında meydana geldi. İddiaya göre, Okul Müdürü Bayram Özkul, gürültü yaptığı gerekçesiyle yanına çağırdığı 4. sınıf öğrencisi H.T.’ye (9) tüm okul öğrencilerinin gözleri önünde “eşek gibi anır” dedi. İsteği geri çeviren öğrencinin, okul müdürü tarafından ayağına basılıp ensesine tokat atılmak suretiyle darp edildiği iddia edildi.
“İddia edildi”yi filan geç kardeşim, bu olay kesin böyle cereyan etmiştir, bilmediğimiz şey mi? İstiklal marşını uyduruk okul girişlerinde okuta okuta yalama ederseniz bu hadiselerin arkası kesilmez. 9 yaşındaki çocuk ne anlar istiklal marşından, Atatürkten, Allahtan peygamberden, salıverin oyununu oynasın, lakin müdür denen kazma tip her çocuğu Nazi mantığıyla milliyetçi bir psikopata çevirmeye kodlandığından böyle öküzlük ediyor. Bunun gibi adileri toplayıp Taksim meydanında Yılmaz Özdil’le beraber anırtacaksın ki görecekler çoluk çocuğa eziyet etmeyi. Hayvanlar.
Az önceki dayakçı öğretmeni savunan yorumcu Ali Rıza:
Iyi etmis, eline saglik ogretmenimizin.
Velisi de begenmiyorsa alsin okuldan kendisi egitsin ogretsin.
Beyinsiz mahluk, sanki bu ülkede “zorunlu” eğitim yokmuş gibi, evde eğitim verilebiliyormuş gibi okuldan alıp kendisi eğitsin diyorsun. Dengesiz manyak, ucube herif. Ne tiksinti verici tipler var be, yuh olsun, yavşak şeyler. Bu arada dayağı savunan tüm öğretmen ve yandaşı alçaklar güruhuna sesleniyorum: Devlet okulunda gücünüz yetiyor da, sıkıysa dersaneye gidene yanaşın bakalım, aşşağılık şerefsizler. Demek ki zorbalık olmadan da oluyormuş bu işler.
Okullar açıldı, yeni eğitim dönemi başladı:
Bursa’nın Orhangazi İlçesi’nde bir ilköğretim Okulu’nda öğretmen 53 yaşındaki Mustafa Saim A.’nın, kendisine ‘lan’ dediği gerekçesiyle öğrencisi 7 yaşındaki D.K.’yı dövüp, bir süre tuvalete kapattığı iddia edildi.
Ulan şerefsiz alçak, asıl seni o tuvalete kapatıp musluğa kıçüstü oturtup ağzını burnunu kırmak lazım, hayvan herif. Orhangazi denen yerde bir tane erkek adam kalmadı be, şu adam başta milli eğitimde ne kadar embesil zorba dayakçı öğretmen varsa Allah yarattı demeden hadleri bildirilsin, yeni yetişen genç nesillere ibreti alem edilsin. Haydi aslanlarım, Orhan Gaziye yakışır bir veliler ordusunun hareketini bekliyorum, gazanız mübarek olsun.
İstifa edeceğini söyleyen Fatih Terim açıklama yapmış:
…Elbette orada sayın başkan ve yönetimi ile biraraya geleceğim. Ama bu kesinlikle hesap verme olmayacak, ben kimseye hesap vermem. Böyle bir şey asla sözkonusu olamaz…
Ne demek hesap vermem saygısız herif, yüce milletimizi yedi düvele rezil ettiniz, sen de, terbiyesiz topçuların da eşşek gibi hesap vereceksiniz, bir gram ahlakınız varsa aldığınız paraları hazineye bağışlayıp pisliği temizlersiniz. Ah o federasyonun başında silik tipler değil de ben olacaktım, sen böyle şımarık laflar edebilir miydin o zaman görürdük.
Kısaca “you will give the bill, with kissing”.
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt:
“… Damal’da her yıl 15 Haziran-15 Ağustos’ta Atatürk silueti dağa yansıyor. İşte Atatürk siluetini korumak, geliştirmek için bir dernek kuruyoruz. Dernek aracılığıyla siluetin görüldüğü bölgeye konaklama, sosyal tesisler, alışveriş yerleri yapcağız. … Herkesin bu projede tuzunun olmasını arzuluyoruz. Atatürk siluetini görmek için yılda 25 bin kişin gelmesi bile ilimize ekonomik yönden büyük katkı sağlayacak. O zaman Göle’nin kaşar peyniri, Ardahan’ın balı, Damal’ın bez bebeği de satılacak.”
Senelerdir aynı salaklık, yeter ettiğiniz. Kafadan kontak mısınız nesiniz, dağdaki silüetin nesi korunacakmış, gidin bir marangozda eksik tahtalarınızı tamamlatın, ucubeler. Göle’nin kaşarına da, Damal’ın ıvır zıvırına da başlatacaksınız, hayret birşey.
İzlenimler havasında yazalım:

Yukarıdaki metnin ne olduğunu bilene 10 puan. Bilemediyseniz şuraya bakın.
MHP’li vekil Vural:
…Biz Türk Milletinin mozaik değil, bir mermer olduğunu düşünüyoruz..
Sana rahmetli başkanın üslubuyla kısaca cevap vereyim, “ne mermeri ulan”. Diğer taraftan, değiştirin şu zihniyeti kardeşim, asıl senin kafa mermere dönmüş, hatta granitleşmiş, kısaca nato kafa nato mermer.
New York’taki tarihi St. John Katedrali’nde düzenlenen 25. hayvan kutsama ayini, renkli görüntülere sahne oldu. Köpeğini, eşeğini, geyiğini, devesini, kaplumbağasını, lamasını, maymununu… alan ABD’li katadrele koştu.
Ne renkli görüntüsü kardeşim, bir de ilim, fen, akıl, mantık denir, sen tut eşşeği götür kilisede abuk subuk işlerle uğraş, olacak şey mi? Nedir hayvanların sizden çektiği, ayıptır. Bilimin ipine sarılın, adamın asabını bozmayın.
Köylüye ayılar saldırmış:
…Mahalle Muhtarı 38 yaşındaki Mustafa Kurt, tarlada ot biçerken 2’si yavru 4 ayının saldırısına uğradı. Ayılardan kaçmak için çalıların arasına atlayan Mustafa Kurt, bağırarak yardım istedi.
Öncelikle geçmiş olsun da, inşallah muhtar hayvanları rahatsız etmemiştir, yavru filan diyor, ben şüphelendim. Bu arada neden lafın sonunda “… muhtar ayıların saldırısının küresel ısınma sonucu gerçekleştiğini belirterek tüm yetkilileri göreve çağırdı” şeklinde bir açıklama konmamış hayret. Malum ayılar, maymunlar, balıklar, arılarla ilgili bir iş olsa hemen küresel ısınma suçlanır.
Başbakan üniversitede konuşmuş:
“Her üniversite bitiren iş bulacak diye bir kaide yok”
Ne var, yalan mı, adam çıkıp “her üniversiteliye iş vereceğiz” dese palavracının önde gideni olur, popülist diye arkasından küfür edilirdi. Üniversite okumakla iş bulmak alakasız iki konudur, hatta birçok genç üniversite okumakla iş hayatından kopar, fırsatları kaçırır, sanat tarihi, sosyoloji filan okuduysa sap gibi kalır ortada, salak salak eleştirmeyin. Her üniversite okuyan iş bulamayacağı gibi, adam da olmaz, daha önce burada konuyu işledik.
Beşiktaş’ta, taraftarın sabrı taştı. Siyah-beyazlı bir grup öfkeli taraftar, Moskova dönüşü havalimanında yönetim ve futbolcuları protesto etti. Bazı taraftarlar Başkan demirören’in arabasına yumurta ve tekme attı.
Nihayet sözüme gelinmiş, aferin, bunlara kürek sapıyla hak ettikleri ders verilmeli, tüm spor camiasına ibret edilmelidir, darısı Fener, Galatasaray ve Fatih Terim başta Milli Takımın başına. Gazanız mübarek olsun.
“Meclis’ten tek vekil vermem” diyen Mehmet Ali Şahin’in “DTP’liler yargılanamaz” kararına itiraz ettiği ortaya çıktı.
Dahası da var, aynı M. Ali Şahin 301. madde ile ilgili hüküm bakanlığa bırakıldığında Temel Demirer için dava açılmasına izin verip AKP’nin ifade hürriyeti konusundaki esas zihniyetini kabak gibi ortaya koyuvermişti. Haber doğru lakin eksiktir. Açılım asıl AKP’nin bilinçaltında olmalıdır, gerisi boş laf.
Ayakkabı hadisesi üzerine:
İçişleri Bakanı Atalay, IMF Başkanı’na yapılan ayakkabılı protestoyla ilgili olarak, ‘Sınırı aşan bir şey. DMF Başkanı çok fazla önemsemedi ama bizim için üzücü’ dedi.
Bizim için hiç de üzücü filan değil, tipik bir protesto, domates, pasta da atılabilirdi. Ha, attın lakin öğrenciyi vurdun, rezil ettin Türkün atıcılıktaki efsanevi maharetini diyorsan o başka. Diplomatik ağızları, anlamsız lafları bırakın, yarın biri ökçesinde demir pençeyle kösele ayakkabıyı yapıştırdı mı görürsün laf ebeliğini, hayret birşey.
Solcu gazeteci Selçuk Özbey IMF başkanını ayakkabı atarak protesto etmiş:
… Ancak IMF başkanını “emperyalistler” diye protesto eden gazetecinin fırlattığı ayakkabının Amerika’nın en ünlü markası olan NIKE olması ise en ilginç ayrıntıydı… Özbey ABD başkanı Bush’a ayakkabı fırlatan meslektaşı kadar başarılı değildi. Çünkü ayakkabıyı iyi nişanlayamadığı gibi başkan yerine önde soru soran öğrenciyi vurdu.
Protestonuz bile faul, bak Irak’taki gazeteci eski başkan Bush’un alnının çatına onikiden isabetle atışını yaptı, lakin başkan kıvrak çıktı, sen spor ayakkabısı atmışsın, hem de pahalısından, onun altı esnektir, üstelik gitmiş öğrenciyi vurmuşsun. Bir işinizi de düzgün yapın, yedi düvele rezil ettiniz memleketi, solculuğun adı yerlerdeydi, iyice pespaye oldunuz, yazıklar olsun be.
Açılan alışveriş merkezinde hizmete giren yürüyen merdiven Rizelilerin ilgi odağı oldu. İlk kez gördükleri yürüyen merdivene binmek isteyen Rizeliler izdihama yol açtı. Bazı kişiler yürüyen merdivenden düşerek hafif yaralandı, bazıları çevredekilerin yardımıyla üst kata çıkabildi.
Memlekette ille bir tuhaflığa imza atılacak demek, merdivene binmek de ne ola ki? Allahtan Rizeli vatandaş “hafif” yaralanmış, millet üstünden çiğneyip geçeydi ülkenin ilk yürüyen merdiven şehidini de idrak etmiş olurduk. Haberdeki resim güzelmiş yalnız, hakkını verelim.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Topkapı Sarayı içinde bulunan orduya ait battaniye ve bot depolarının boşaltılması için Milli Savunma Bakanlığı ile görüşmelere başladı.
Yahu koca sarayda battaniyenin botun işi ne, ne tuhaf memleket kardeşim, derhal boşaltın depoları, alıp götürün askeriyenin bir sürü ardiyesi var, yer mi bulamadınız, hayret birşey.
“Uygun ayakkabıyı nasıl seçersiniz?” başlıklı yazıdan:
…UYUM ÖNEMLİ
Cart yeşil veya mor bir ayakkabıya mı âşık oldunuz?
Tereddüt etmeyin. Doğru kombinasyonla şıklık çocuk oyuncağı.
Kardeşim tahtanda noksanlık mı var, cart yeşile şuna buna aşık mı olunur, hasta mısınız nesiniz.
‘Filenin Sultanları’na Çizme bol geldi
Avrupa Bayanlar Voleybol Şampiyonası’na Fransa zaferi ile başlayan A Milli Voleybol Takımı’mız, B Grubu’ndaki ikinci maçında İtalya’ya yenildi. Son şampiyon karşısında set başlarını kötü oynayan Sultanlar, salondan 3-0 yenik ayrıldı.
Ne sultanı be, sporda başarısızlık abidesiyiz, 12 dev adam, Fatih’in aslanları, filenin sultanları, Atanın kızları diye bön bön haber yapmayın, ne mal olduğumuz belli işte. Gelen geçen şamarı çekiyor, ezikliği, aşağılık duygusunu böyle sıfatlarla üstünüzden atamazsınız, ortada sultan, dev, aslan filan yok, bir alay ciddiyetten, profesyonellikten yoksun paragöz sporcu ve teknik adam var, embesil değiliz ya, görüyoruz işte. Hayret birşey.